|
04-06 Mayıs 2010 KTTO Başkanı Çerkez, Brüksel ziyaretinde
yaptığı görüşme ve verdiği resepsiyonda vurguladı:
“AVRUPA BİRLİĞİ VERDİĞİ SÖZÜ YERİNE GETİRMELİ”
AB’den yardım değil, AB ile ticaret yapmak istiyoruz”

Kıbrıs Türk Ticaret Odası Başkanı Günay Çerkez, 04-06
Mayıs tarihleri arasında Brüksel’e yaptığı ziyarette
görüştüğü AB temsilcilerine ayrıca KTTO’nun Brüksel
temsilciliğinin faaliyete girişinin 5’nci yılı dolayısıyla
düzenlenen resepsiyona katılanlara hitaben yaptığı
konuşmada, Avrupa Birliğinin artık Kıbrıs Türklerine verdiği
sözü yerine getirmesini istedi.
KTTO Başkanı Günay Çerkez, Kıbrıslı Türklerin AB’den yardım
değil, AB ülkeleri ile ticaret yapmak istediğini vurguladı.
ZİYARET AMACI
KTTO Başkanı Günay Çerkez başkanlığında, Başkan Vekili
Ramazan Gündoğdu ve Yönetim Kurulu Üyeleri Salih Çeliker,
Mete Boyacı ve Turgay Deniz’den oluşan KTTO heyeti 4-6 Mayıs
2010 tarihleri arasında Brüksel’de bir dizi görüşme
gerçekleştirdi.
Görüşmelerin esas amacı Lizbon Antlaşması’nın yürürlüğe
girmesiyle 6 yıl sonra yeniden Avrupa Parlamentosu gündemine
gelen Doğrudan Ticaret Tüzüğü’nün bir an önce hayata
geçirilmesi idi. KTTO Heyeti Brüksel’de Türkiye Cumhuriyeti
Daimi Temsilcisi Büyükelçi Selim Kuneralp ve KKTC Brüksel
Temsilcisi Ahmet Erdengiz’le de görüş alış verişinde
bulundu.
DİĞER GÖRÜŞMELER

Günay
Çerkez Başkanlığındaki KTTO heyeti, Brüksel’de, AP Başkan
Yardımcısı, Temas Grubu Başkanı Libor Roucek , Avrupa
Konseyi Uluslararası Ticaret Komitesi raportörü Niccolo
Rinaldi, Parlamenter Anna Maria Corezza Bildt, Franziska
Keller, Metin Kazak, İsmail Ertuğ, Sajjad Karim, ile Avrupa
Komisyonu Türk Masası yetkileri, ESBA Başkanı Tina Sommer ve
Sivil Toplum Örgütü temsilcileri ile görüşmeler yaptı.
RESEPSİYON
KTTO
Başkanı ve KTTO heyeti bu arada 04 Mayıs akşamı KTTO Brüksel
Temsilciliği’nin kuruluşunun 5. yıl dönümü nedeniyle bir de
resepsiyon verdi. Resepsiyona, KKTC’nin Brüksel Temsilcisi,
TC’nin Brüksel Büyükelçisi yanında çok sayıda parlamenter,
AB üyesi ülkelerin Brüksel’deki daimi temsilcileri, ESBA ve
Çeşitli Ülkelerin Brüksel’deki Ticaret ve Sanayi Odaları ile
Sivil toplum Örgütü temsilcileri ve gazeteciler katıldı.
ÇIRAKLI
KTTO
Brüksel Temsilcisi Mualla Çıraklı yaptığı kısa açılış
konuşmasında 1958 yılında kurulan KTTO’nın uluslararası
tanınmış kişiliğini ve uluslararası işbirliklerini anlattı,
KTTO’nun Brüksel temsilciliğinin 5 yıldır lobi faaliyeti
sürdürdüğünü anımsatan Çıraklı, KTTO’nın ESBA üyeliğini
duyurdu.

ÇERKEZ ÇÖZÜM VE AB VİZYONU
Ticaret
Odası başkanı Dr. Günay Çerkez, KKTC Ticaret Odası'nın
uluslararası arenada kabul edilmiş bir kuruluş olduğunu ve
hem "World Chambers Federation hem de " Islamic Chambers of
Commerce and Industry”’nin asil üye olarak kabul edilmiş
olduklarını açıkladı.
ANLAŞMA YAPILAN ÜLKELER
Suriye, Lübnan, Türkiye gibi komşu ülkelerin hatta
Umman, Güney Kore ve ABD gibi daha uzak ülkelerin Ticaret
odaları ile anlaşmalar imzaladıklarını kaydeden Oda Başkan
Çerkez Kıbrıs Türk Ticaret Odasının 5 Mayısta yapılacak
toplantıda ESBA’ya ( Avrupa küçük ölçekli işletmeler
Birliği) da asil üye olarak kabul edileceğini gururla ifade
etti.
26 AB ÜLKESİ BİZE DİREKT MAL SATIYOR BİR SATAMIYORUZ
Başkan konuşmasına şu sözlerle devam etti: "Bugün
Brüksel'de olmamın sebebi AB ile olan ilişkilerimiz
konusunda girişimlerde bulunmaktır. Ekseriyetin bildiği gibi
2004 yılında Kıbrıs'ta referanduma sunulan BM (Annan)
planına Türk tarafı "evet" demesine rağmen, " Hayır" diyen
Güney Kıbrıs tek yönlü olarak AB'ye girme hakkı kazandı.
Türk tarafı ise AB'nin dışında bırakıldı. Kıbrıs Türklerine
tam 46 yıldır insafsız bir ambargo uygulanmaktadır. Kıbrıs
Türk Ticaret Odası referandum döneminde gayet olumlu bir
kampanya ile iki toplumun bir bayrak altında birleşmesi ve
AB üyesi olması yönünde çok gayret sarf etmiştir. Ancak,
bize uygulanmakta olan güçlükler yüzünden Kıbrıs Türk
halkına AB'ye girmenin yararlarını anlatmak her geçen gün
daha da zorlaşmaktadır. AB bize 6 yıl önce AB'ye giriş
mekanizmasını hazırlamak amacı ile ekonomik yönden yardım
yapacağı sözünü vermişti. Geçici çözüm yolu olarak, Kuzey
Kıbrıs ile Güney Kıbrıs arasında insanların giriş çıkışı ve
ticaret serbestliği getiren " Yeşil hat düzenlemesi" kabul
edilmişti. KKTC'ye söz verilen 259 milyon $ maddi yardım
aradan 4 yıl geçmiş olmasına ve ilk hedeflerinden uzak
olmasına rağmen ancak tamamlanmış olup, ekonomik
kazançlarının gerçekleşmesi için iki yıl daha geçmesi
gerekmektedir. Verilen bu yardımın sadece % 16'sı ekonomik
gelişmenin motoru olan özel sektöre transfer edilmiştir.
Şu anda KKTC ve AB arasında kendi liman ve hava alanlarımız
vasıtasıyle ticaret yapılmaktadır. Ve bu durum uluslararası
hiçbir kuruluş tarafından " illegal= hukuk dışı" olarak
nitelendirilmemiştir.
Ancak " Direkt ticaret düzenlemesi" hala gerçekleşmemiştir.
Oysaki böyle bir karar durumun normalleşmesini ve
liberalleşmesini sağlaması yönünden bizim için önemlidir. Bu
denli bir düzenleme KKTC'de üretilen malların Güney Kıbrıs
Cumhuriyeti ve AB pazarına serbest ve gümrük vergisinden
muaf olarak girmesini ve KKTC'nin ekonomik yönden
gelişmesini sağlayacaktır. Bu da Avrupa Birliği temel
prensiplerinden biridir. Bizi uluslararası arenada izole
etmeye çalışan Güney Kıbrıs Cumhuriyeti ile direkt olarak
ticaret yapmamıza rağmen, bize kendi mallarını direkt olarak
satan diğer 26 AB ülkesine bizim direkt olarak mal
satamamamız biraz gülünç bir durum değil midir ?? AB Libya
ile bile serbest ticaret yapma anlaşması imzalamıştır. Ancak
KKTC'ye bu hak verilmemektedir. İnsafsızlık. Avrupa Birliği
artık bize verdiği sözü yerine getirmelidir. Biz yardım
istemiyoruz, Avrupa ülkeleri ile ticaret yapmak istiyoruz "
ÇERKEZ BRÜKSEL’İ UYARDI
AB DOĞRUDAN TİCARET TÜZÜĞÜNDE YANLIŞ DURUŞ SERGİLİYOR
Kıbrıs Türk Ticaret Odası (KTTO) Başkanı Günay Çerkez,
Rumlar tarafından sürekli yanlış bilgilerle yanıltılan
AB´nin Doğrudan Ticaret Tüzüğüyle ilgili çok yanlış bir
duruş sergilediğini belirterek, Brüksel´i uyardı.
KTTO Başkanı Çerkez, Brüksel temasları sırasında, AB Habere
verdiği demeçte, Brüksel´de bulunmasının esas sebebinin
Doğrudan Ticaret Tüzüğü ile ilgili olarak Avrupalı
Parlamenterlerle görüşüp, Kıbrıs Türkü´nün haklılığını
hatırlatmak olduğunu söyledi.
Çerkez, Lizbon Antlaşmasının yürürlüğe girmesi ve yeni
Avrupa Komisyonunun atanmasından dolayı Doğrudan Ticaret
Tüzüğü´nün onaylanmasıyla ilgili ciddi bir durumun söz
konusu olduğuna, ancak Rumların Yunanlarla birlikte çok
ciddi lobicilik yaparak bunu engellemeye çalıştığına dikkat
çekti.
AB TOPRAĞINI NASIL OLUR DA TANIMIYOR
AB´nin, KKTC ve Doğrudan Ticaret Tüzüğü ile ilgili
duruşunun çok yanlış olduğuna ve çelişkiler içerdiğine de
işaret eden Çerkez, "Eğer yaşadığımız toprak AB toprağıysa,
nasıl oluyor da AB kendi toprağını tanımıyor? Biz artık
Avrupalıysak, eğer AB adaletin, insan haklarının,
demokrasinin, serbest ticaretin merkezi olarak tanınıyorsa o
zaman söylediğini kendi toprağı üzerinde de uygulaması
lazım" dedi.
KKTC ÜRÜNLERİ AB’DE VERGİYE TABİ
Doğrudan Ticaret Tüzüğü´nün ne izolasyonlarla
ambargoları kaldıracağını, ne de direkt ticareti
sağlayacağını kaydeden Çerkez, tüzüğün sadece KKTC´den AB´ye
gelen ürünlerin gümrükte tabi olduğu işlemleri
değiştireceğini belirtti. Çerkez, "Şu anda KKTC´den AB´ye
gelen ürünler sanki 3. dünya ülkelerinden geliyormuş gibi
muamele görüyor ve yüzde 16´ya varan tarifeler ödüyor. Eğer
AB toprağı ise nasıl oluyor da 3. dünya ülkesinden
geliyormuş gibi muamele görüyor" şeklinde konuştu.
DTT ABAD KARARINI NÖTRLEŞTİRİR
Tüzüğün 1994 ABAD kararını nötrleştireceğini, ancak
hiçbir zaman izolasyonların kalkmasına muadil olmayacağını
dile getiren Günay Çerkez, şöyle devam etti:
İKİ EKONOMİ EŞİTLENMELİ
"Rumların AB´yi sürekli yanlış bilgilerle yanılttığı
apaçık ortada... Çünkü Doğrudan Ticaret´in geçmesi halinde
bizim, yani KKTC´nin birleşme istemeyeceğini ve bunun onlar
açısından çok sakıncalı olduğunu söylüyorlar. Hâlbuki tam
tersi bir durum söz konusu... Eğer sürdürülebilir bir çözüm
istiyorsak, iki ekonominin, yani Güney ve Kuzey
ekonomilerinin mümkün olduğunca yaklaşması lazım. Aradaki
uçurumun kapanması lazım... Aksi takdirde olası bir çözümde
büyük ve güçlü Güney ekonomisi, Kuzey ekonomisini yiyecek.
Bu da tekrardan sürdürülebilirliği ortadan kaldıracak.Ve
dolayısıyla bizim iddiamız tam tersi: Doğrudan Ticaret
birleşmeyi güçlendirecek, birleşmenin sürdürülebilir
olmasını mümkün kılacak ve bunu yaparken de birleşmenin
maliyetini azaltacaktır"
|