Privacy Policy

Güzelyurt Bölgesi KTTO Üyeleri ve İş İnsanları Buluşması

Güzelyurt Bölgesi KTTO Üyeleri ve İş İnsanları Buluşması

KTTO Basın Bildirisi

98/10/2015

Türkiye’den KKTC’ye getirilen suyun işletme modeliyle ilgili tartışmalar çerçevesinde Başbakan Sayın Ömer Kalyoncu’nun bir TV programında “Bu suyun yönetiminin kamunun elinde olması kadar doğal bir şey olamaz. Özel şirket insanların alım gücü konusunda duyarlı davranmaz” ifadesini kullandığı yerel bir basın organımıza da yansımıştır.

Suyun işletmesi konusunda elbette ki her kurum, kişi ve makam kendi görüşünü objektif veriler ışığında tartışabilir, savunabilir. Halen Belediyelerin uhdesinde olan su dağıtımındaki kaçakların toplam su arzına oranı takriben %25, su dağıtımından elde edilen gelirde ise takriben %40 oranında kayıp vardır. Dolaysıyla, su kaçağının bedeli hane halkına yansıtılırken, özel işletmelerin kullanıcıların alım gücü konusunda duyarlı davranmayacağını ifade etmenin, kötü niyetli ve yanlış bir ön yargı olduğunu değerlendirmekteyiz.

Aynen KIB-TEK’te olan verimsiz, çağdışı ve halkın refahını engellemekte olan işletme modeli gibi, suyun da işletmesini kamu tekeline devretmek Kıbrıs Türk Toplumuna telafisi çok zor bir ek mağduriyet getirecektir. Bu açıklamasıyla, Sayın Başbakan özel sektörü kamuoyu önünde itibarsızlaştırmaya teşebbüs etmiştir. Eğer bu ifade Başbakan mevkiinde bulunan bir siyasetçiden beklenmeyecek bir dil sürtüşmesi değilse, özel sektöre karşı bilinçaltına yerleşen bir ön yargının dışa yansıması demektir. Bu da sorunun çok daha büyük olduğunu göstermektedir.

Tüm gelişmiş dünya ülkelerinde, hükümetlerin çabası istihdam kaynağını genişleten, ekonomik büyümeyi sağlayan, yatırım ve gelirlerini artırmak için kendi reel sektörlerinin güçlenmesi için siyaset üretmek yönündedir. Buna paralel olarak tüketici refahının sağlanması ve sunulan hizmetlerin sürdürülebilir olması için çalışmalar yapmak yine hükümetlerin vatandaşlarına yönelik birincil sorumluluğudur. Maalesef bizde hiçbir rasyonel akılla açıklanamayacak ve kabul edilemez bir yaklaşımla özel sektörü sürekli kötülemek adeta siyasi bir gelenek haline gelmiştir.

Özellikle de Kıbrıs sorunu görüşmeleri çerçevesinde Kuzey Kıbrıs ekonomisini çözüm öncesinde büyütmek, geliştirmek ve rekabetçi bir reel sektör yaratma gerekliliği Odamız tarafından tüm iç ve dış paydaşlar nezdinde sıklıkla paylaşılırken, Sayın Başbakanın özel sektörü kamuoyu önünde değersizleştirmesi kabul edilemez bir yaklaşımdır. Kıbrıs Türk Ticaret Odası yalnızca su konusunda değil, ekonomimizi ilgilendiren her konuda kendi ilkeleri ve objektif veriler ışığında görüşlerini kamuoyuyla düzenli olarak paylaşmaktadır. Yaptığımız her öneri rekabet edebilir bir ekonomi yaratmak, mal ve hizmet arzını ucuz ve sürdürülebilir kılmak içindir. Hazırladığımız yüzlerce rapor, görüş, değerlendirme ve mektubun okunmadan siyasilerin dosyalarında tozlanmaya bırakıldığını bile bile, çaba sarf etmeye devam etmemizin nedeni de budur.

Bu ülkede zor koşullarda ayakta kalmak için uğraşan, istihdam sağlayan, vergi veren binlerce işletmeyi bünyesinde barındıran Odamızın Sayın Başbakan’dan beklentisi, özel sektörü kötülemek yerine; yatırımı ve iş yapmayı kolaylaştıracak önlemler alarak özel sektör odaklı, rekabet edebilir bir Kıbrıs Türk ekonomisi yaratmak için çalışmasıdır. Duyarsız dediği özel sektör, kendi ayakları üzerinde durabilen bir ekonomi ve sürdürülebilir bir çözüm için Kıbrıs Türk halkının en önemli dayanağıdır.

KTTO Basın Bildirisi

 

8/10/2015

KTTO, Başbakan’ın suyun yönetimi ile ilgili olarak “Özel şirket insanların alım gücü konusunda duyarlı davranmaz” açıklamasına tepki gösterdi.

Özel sektör itibarsızlaştırılamaz

  • KTTO: “Başbakan’ın Duyarsız dediği özel sektör, kendi ayakları üzerinde durabilen bir ekonomi ve sürdürülebilir bir çözüm için Kıbrıs Türk halkının en önemli dayanağıdır.”

Türkiye’den KKTC’ye getirilen suyun işletme modeliyle ilgili tartışmalar çerçevesinde Başbakan Sayın Ömer Kalyoncu’nun bir TV programında “Bu suyun yönetiminin kamunun elinde olması kadar doğal bir şey olamaz. Özel şirket insanların alım gücü konusunda duyarlı davranmaz” ifadesini kullandığı yerel bir basın organımıza da yansımıştır.

Suyun işletmesi konusunda elbette ki her kurum, kişi ve makam kendi görüşünü objektif veriler ışığında tartışabilir, savunabilir. Halen Belediyelerin uhdesinde olan su dağıtımındaki kaçakların toplam su arzına oranı takriben %25 dir. Bu orana tahsilattaki sıkıntılar eklendiğinde su dağıtımından elde edilen gelirde takriben %40 oranında kayıp vardır. Dolaysıyla, su kaçağının bedeli hane halkına yansıtılırken, özel işletmelerin kullanıcıların alım gücü konusunda duyarlı davranmayacağını ifade etmenin, kötü niyetli ve yanlış bir ön yargı olduğunu değerlendirmekteyiz.

Aynen KIB-TEK’te olan verimsiz, çağdışı ve halkın refahını engellemekte olan işletme modeli gibi, suyun da işletmesini kamu tekeline devretmek Kıbrıs Türk Toplumuna telafisi çok zor bir ek mağduriyet getirecektir. Bu açıklamasıyla, Sayın Başbakan özel sektörü kamuoyu önünde itibarsızlaştırmaya teşebbüs etmiştir. Eğer bu ifade Başbakan mevkiinde bulunan bir siyasetçiden beklenmeyecek bir dil sürtüşmesi değilse, özel sektöre karşı bilinçaltına yerleşen bir ön yargının dışa yansıması demektir. Bu da sorunun çok daha büyük olduğunu göstermektedir.

Tüm gelişmiş dünya ülkelerinde, hükümetlerin çabası istihdam kaynağını genişleten, ekonomik büyümeyi sağlayan, yatırım ve gelirlerini artırmak için kendi reel sektörlerinin güçlenmesi için siyaset üretmek yönündedir. Buna paralel olarak tüketici refahının sağlanması ve sunulan hizmetlerin sürdürülebilir olması için çalışmalar yapmak yine hükümetlerin vatandaşlarına yönelik birincil sorumluluğudur. Maalesef bizde hiçbir rasyonel akılla açıklanamayacak ve kabul edilemez bir yaklaşımla özel sektörü sürekli kötülemek adeta siyasi bir gelenek haline gelmiştir.

Özellikle de Kıbrıs sorunu görüşmeleri çerçevesinde Kuzey Kıbrıs ekonomisini çözüm öncesinde büyütmek, geliştirmek ve rekabetçi bir reel sektör yaratma gerekliliği Odamız tarafından tüm iç ve dış paydaşlar nezdinde sıklıkla paylaşılırken, Sayın Başbakanın özel sektörü kamuoyu önünde değersizleştirmesi kabul edilemez bir yaklaşımdır. Kıbrıs Türk Ticaret Odası yalnızca su konusunda değil, ekonomimizi ilgilendiren her konuda kendi ilkeleri ve objektif veriler ışığında görüşlerini kamuoyuyla düzenli olarak paylaşmaktadır. Yaptığımız her öneri rekabet edebilir bir ekonomi yaratmak, mal ve hizmet arzını ucuz ve sürdürülebilir kılmak içindir. Hazırladığımız yüzlerce rapor, görüş, değerlendirme ve mektubun okunmadan siyasilerin dosyalarında tozlanmaya bırakıldığını bile bile, çaba sarf etmeye devam etmemizin nedeni de budur.

Bu ülkede zor koşullarda ayakta kalmak için uğraşan, istihdam sağlayan, vergi veren binlerce işletmeyi bünyesinde barındıran Odamızın Sayın Başbakan’dan beklentisi, özel sektörü kötülemek yerine; yatırımı ve iş yapmayı kolaylaştıracak önlemler alarak özel sektör odaklı, rekabet edebilir bir Kıbrıs Türk ekonomisi yaratmak için çalışmasıdır. Duyarsız dediği özel sektör, kendi ayakları üzerinde durabilen bir ekonomi ve sürdürülebilir bir çözüm için Kıbrıs Türk halkının en önemli dayanağıdır.

Startups for Peace Yarışması ve Tanıtım Etkinliği

Sayın Üyemiz,

Odamızın da kurucuları arasında olduğu Lefkoşa Ekonomi Forumu desteğiyle, ayrıca Kıbrıs Türk Ticaret Odası ve Güney’den de Kıbrıs Ticaret ve Sanayi Odası’nın işbirliğiyle Finlandiya Büyükelçiliği tarafından yeni kurulan işletmelere ve girişimlere yönelik bir yarışma düzenlenecektir.

“Startups 4 Peace” başlıklı bu yarışmayla Kıbrıs’taki her iki toplumdan yeni kurulan şirketlerin ve girişimlerin bir araya getirilmesi, iki toplumlu bir vizyonla işlerini geliştirmelerinin teşvik edilmesi amaçlanmaktadır.

Bu çerçevede düzenlenecek bir bilgilendirme etkinliği 8 Ekim 2015 Perşembe günü saat 18:00’de ara bölgedeki Goethe-Institut’te gerçekleşecektir.

Etkinlik İngilizce olacaktır. Bilgilendirme etkinliğinin programına ulaşmak için lütfen tıklayınız.

Konuya ilişkin daha detaylı bilgi ve başvurular www.finland.org.cy adresinden temin edilebilir. Yarışmaya son başvuru tarihi 19 Ekim 2015’tir.

Saygılarımızla,

Aysun Önet İleri
Genel Sekreter

8 Eylül – 6 Ekim 2015 Faaliyet Raporu

8 Eylül – 6 Ekim 2015 Faaliyet Raporu

Kuzey Kıbrıs’ta Su Yönetimine İlişkin Basın Açıklaması

Yıllardan buyana konuşulan su projesi nihayet sonuçlanmış ve deniz altına döşenen boru hattıyla Alaköprü Barajından pompalanan su Kuzey Kıbrıs’a ulaşmıştır.

Büyük bir mühendislik eseri olarak nitelendirilen bu projenin hayata geçirilmesinde emeği ve katkısı olan başta tüm teknik ekip olmak üzere, tüm ilgilileri kutlarız. Bu su, Kıbrıs adasındaki hayatı pek çok yönü ile iyileştirecek, barış ve ekonomik kalkınmaya doğrudan etkisi olacaktır. Bu nedenle, Kıbrıs halkı bu projeyi takdir etmektedir. Türkiye’den gelecek olan yılda 70 milyon metre küp suyun stratejik değerlendirilmesi halinde Kıbrıs’ta yeni olanaklar ve ekonomik fırsatlar çıkacağı, iki yıl önce Odamız tarafından hazırlattırılan 2012-2013 Rekabet Edebilirlik Raporu’nda detaylı olarak belirtilmişti.

Gelinen bu aşamada, su projesi teknik olarak sonlandırılmış olmasına rağmen, bunun gerektirdiği yasal ve kurumsal altyapı henüz kurulamamıştır. Bugüne kadar yaşanan birçok tecrübenin gösterdiği üzere suyun işletmesini bir kamu tekeline devretmek, Kıbrıs Türk Toplumuna çok pahalıya mal olacak ve bu projenin hedeflediği kazanımlar elde edilemeyecektir. Dolayısıyla bu alanda yasal ve kurumsal altyapı oluşturulurken, rekabetçi hizmet üretimi ve arzı ile tüketici refahı temel unsurlar olarak gözetilmedir.

Bu bağlamda Odamız su işletmesinin,  Kamu –Özel ortaklığı modeli (Private-Public Partnership) çerçevesinde, kamu menfaatlerinin de gözetildiği bir şartname hazırlanmasını ve özel sektör veya özel sektörün çoğunlukta olduğu kamu özel ortaklıklarına ihale yoluyla işletmesinin verilmesi görüşündedir. Söz konusu işletmenin denetimi ve/veya oluşabilecek aksaklıkların giderilmesi için gerekli takip için ise, Bağımsız bir Düzenleme ve Denetleme Kurulu oluşturulmalıdır.

Bu yapılanmaların nihai şekilleri, toplumsal katılımla, istatistiki ve bilimsel/teknik verilere dayanarak verilmelidir. Bunun aksine, tanık olduğumuz tartışmaların siyasi bir krize neden olacak şekilde sürdürülmekte olduğunu gözlemlemekteyiz. Bu tartışmaların, tarihi bir nitelik taşıyan Türkiye’den Kıbrıs’a deniz altından su nakli projesini ve kazanımlarını gölgelemesi olasılığı tarafımızdan büyük bir endişe ve üzüntü ile karşılanmaktadır. İlgili tüm tarafları, Türkiye’den adamıza getirilmiş olan suyun,   potansiyel siyasi, ekonomik ve ekolojik getirilerinin hayata geçmesi için sorumluluklarını yerine getirmeye davet eder, bu tartışmaların en kısa zamanda sonuçlanmasını temenni ettiğimizi kamuoyunun bilgilerine sunarız. Kıbrıs Türk Ticaret Odası, toplumun çıkarları doğrultusunda ekonomik akıl çerçevesinde bu konunun acilen neticelendirilmesi için her türlü katkıyı koymaya hazırdır.

Yemlik Arpa Fiyatlarının ve Çiğ Süt Fiyatlarının Yeniden Belirlenmesi ile ilgili Bakanlar Kurulu kararı

Yemlik Arpa Fiyatlarının ve Çiğ Süt Fiyatlarının Yeniden Belirlenmesi ile ilgili Bakanlar Kurulu kararı

05-08 Kasım 2015 Mersin Narenciye Fuarı ile eş zamanlı olarak Mersin 9. Gıda, Gıda Teknolojileri ve Paketleme Fuarı

05-08 Kasım 2015 Mersin Narenciye Fuarı ile eş zamanlı olarak Mersin 9. Gıda, Gıda Teknolojileri ve Paketleme Fuarı

Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) – Hibe Programı ile ilgili üyelerimize yönelik sunum

Sayın Üyemiz,

Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) Bölgesel Program Lideri, Jaap Sprey 30 Eylül 2015 Çarşamba günü saat 18:00’de Kıbrıs Türk Ticaret Odası Konferans Salonu’nda, EBRD’nin Kıbrıs’ta ki KOBİ’lere yönelik hazırladığı danışmanlık servisi hibe programı ile ilgili olarak bir sunum gerçekleştirecektir.

Katılmak isteyen üyelerimizin 29 Eylül 2015, Salı günü saat 12:00’e kadar sozerdem@ktto.net  e-mail adresine geri dönüş yapmaları rica olunur.

Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) – KOBİ Kalkınma Grubu Kıbrıs Hibe Programı Duyurusu dokümanına ulaşmak için lütfen tıklayınız.

Saygılarımla,

Aysun Önet İleri
Genel Sekreter

Kıbrıs Türk Ticaret Odası Başkanı Fikri Toros Avrupa Birliği nezdindeki temaslarını tamamladı

Kıbrıs Türk Ticaret Odası (KTTO) Başkanı Fikri Toros ve Güney Kıbrıs Ticaret ve Sanayi Odası (KEBE) Başkanı Phidias Pilides, Avrupa Parlamentosu (AP) milletvekillerinden Knut Fleckenstein, Artis Pabriks ve Takis Hadjigeorgiou ev sahipliğinde, 15 Eylül 2015 tarihinde AP’de gerçekleştirilen “Cyprus Reunification in the making: The role of the business communities” konulu etkinliğine katıldı. Brüksel ziyareti sırasında her iki oda başkanı dün Kıbrıs Türk Masası’nın bağlı bulunduğu AB Komisyonu Bölgesel Politika’dan sorumlu Komiser Corina Cretu ile bir araya geldi. KTTO Başkanı Toros ayrıca, AB Komisyonu Başkanı Jean Claude Juncker’in BM iyi niyet misyonu nezdindeki özel temsilcisi Pieter Van Nuffel ile de bir araya gelerek değerlendirmelerde bulundu.

KTTO ve KEBE işbirliğinde gerçekleştirilen çözüm sürecinde iş dünyasının rolü konulu etkinlikte, Bölünmüş Başkentin Hayalet Havalimanı belgeselinin gösterimini müteakip Litvanyalı Hristiyan Demokrat AP milletvekili Artis Pabriks’in moderatörlüğünde bir panel gerçekleştirildi. Etkinliğe, AP milletvekilleri,  Komisyon yetkilileri, AB nezdindeki daimi temsilcilik diplomatları, ticaret odaları, düşünce kuruluşu ve basın temsilcileri tarafından yoğun ilgi gösterildi.

Ev sahibi milletvekilleri yapmış oldukları konuşmalarda sorunun devamının kabul edilemez olduğu, çözüme ilişkin yakalanan olumlu momentumun iyi değerlendirilmesi gerektiği, açılan bu önemli fırsat penceresinde iş dünyasının önemli rol oynayabileceği ortak mesajını verdiler. İki Odanın vizyonu ve işbirliğini memnuniyetle karşıladıklarını belirterek, AP’de bir araya gelip Kıbrıs sorununun kabul edilemez olduğu ve daha fazla gecikmeksizin çözümlenmesi gerektiği mesajını vermiş olmalarını tarihi bir gelişme olarak nitelendirdiler.

Panelde yaptıkları konuşmalarda Toros ve Pilides, iş dünyasının Kıbrıs çözüm sürecindeki rolü, ekonomik işbirliği ve uzlaşıya katkı sağlamak üzere ortaya koyulan çabaları, siyasi istikrara kavuşacak Ada’da yatırım fırsatları ve çözümün ekonomik faydalarına dikkat çektiler. Toros konuşmasında, hem kapsamlı çözüme giden yolda hem de çözümün sürdürülebilirliği için iki taraf arasındaki ekonomik farkın azaltılması için adımlar atılmasının hayati olduğunu, AB’nin buna katkı sağlamak için tüm gerekli enstrümanlara sahip olduğunu ifade etti. Toros, AB’nin atması gereken ilk adımlar arasında Kıbrıs Türk ekonomisinin çözüme ve AB’ye entegrasyona hazırlama çabalarını hızlandırmak ve doğrudan ticareti mümkün kılmak olduğunu belirtti. Toros, Kıbrıs Türk Toplumunun diğer AB üye ülkelerinin sahip olduğu ticaret rejiminden yararlanmasının, Kuzey Kıbrıs ekonomisinin kalkınmasına katkı sağlayacağını, ekonomik olarak daha güçlü bir Kıbrıs Türk Toplumunun çözüm ve ve çözümün sürdürülebilirliğine ancak olumlu katkı yapacağını belirtti.

Bölgesel Politika’dan Sorumlu Komiser Corina Cretu ile gerçekleştirilen görüşmede Cretu’ya iki Odanın vizyonu ve çabaları aktarılarak AB’nin bu çabaları desteklemesi talep edildi. Cretu, sivil toplumun süreçte oynayacağı rolün çok önemli olduğuna değinerek, bu çerçevede iş dünyasının önemli bir kesimini temsil eden Ticaret Odalarının işbirliği ve vizyonunu memnuniyetle karşıladığını ifade etti. Toros, ekonominin uzlaşı ve çözüm sürecindeki rolünün önemini vurgulayarak, YHT’nin kapsamının genişletilmesi, ticari araçlar ve işlenmiş ürünler ile ilgili beklemede olan konuların zaman kaybetmeksizin çözümlenmesinin ekonomik işbirliğine katkı sağlayacağını da aktardı. Kıbrıs Türk Toplumunun AB’ye uyum sürecinin hızlandırılmasının elzem olduğuna dikkat çeken Toros, iş dünyasının AB standartlarına getirilmesine yönelik çalışmaların önemli olduğuna, Oda Meclisimizde oluşturulan Komite’nin Kıbrıs Türk ekonomisini çözüm ve AB’ye hazırlamaya yönelik çalışmalarına teknik destek ve mali katkı talep etti.

Van Nuffel ile gerçekleştirilen görüşmede, Nuffel’ın başkanlığında kurulacak uyum komitesinin yapı ve işleyişi ile ilgili istişarede bulunuldu. Toros, Van Nuffel’a görevinde başarılar dileyerek, Kıbrıs Türk iş camiasının çözüm ve AB’ye hazırlanma sürecini çok yakından takip ettiğini ve oluşturulacak komitede etkin olmak istediklerini ifade etti.