Privacy Policy

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Zeki Çeler’in Açıklamaları Hakkında Basına Açıklama

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Zeki Çeler, İstihdam Destek Fonu birikimlerinin özel sektörde sendikalaşmayı teşvik etmek amacıyla kullanılacağını; sendikalı ve toplu sözleşmeli özel sektör çalışanlarının ücretlerine devlet tarafından ek katkı yapılmasını öngören tüzük taslağının Başbakanlık ve Başsavcılığa sunularak görüş beklendiğini açıkladı.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, bu açıklaması ile toplumun karşı karşıya bulunduğu sorunların farkında olmadığını bir kez daha göstermiş; kapanmak üzere olan işletme sayınının arttığının her gün gazetelerde uyarıcı bir haber olarak yer aldığını görmezden gelmeyi tercih etmiştir. Bu düzenlemenin iki yıl süreyle uygulanacağının ortaya konulması, sürdürülebilir olmadığını da kanıtlamaktadır.

Bugünkü temel ihtiyaç, işletmeler üzerindeki yükleri azaltmak, böylece piyasaya daha ucuz, tüketicinin erişebileceği mal ve hizmetler sunulmasını sağlamak ve halkın yaşam koşullarını iyileştirmeye katkı koymaktır. İşletmeleri verimsizliğe itecek, çalışanlar arasında ayrım yaratacak ve çalışma hayatını kaosa sürükleyecek yaklaşımlara ihtiyacımız olmadığı ise açıktır.

Bugünkü durumda, İstihdam Destek Fonu’nda birikmiş kaynağı, kriz koşullarının hayatını zorlaştırdığı dar gelirli emekçilerin yaşamını geçici bir süre için de olsa kolaylaştırmak için kullanmak yerinde bir davranış olacaktır. Ne var ki, asgari ücretliyle destek amacı bu durumu, Sayın Bakan’ın siyasi amaçlarından biri olan “özel sektörde sendikalaşmayı zorunlu hale getirmek” koşuluyla değerlendirmeye kalkışmak tam anlamı ile bir “fırsatçılık girişimi” olarak anlaşılmaktadır.

Bu kriz günlerini, popülist yaklaşımlarla değil, ciddi ve çalışmayı teşvik eden politikalarla aşabileceğimizi hatırlatır; hükümetimizi çalışma hayatını kaosa sürüklemeyecek, tam tersine verimli hale getirecek önlemler almaya çağırırız.

Lefkoşa İmar Planı Değişikliği ile ilgili Basına Açıklama

Lefkoşa’da devam etmekte olan İmar Planı değişiklik çalışmaları tarafımızdan dikkatle izlenmektedir. İmar planları siyasi kararlardır. Politik iradenin vizyonu,  planın kriterlerini oluşturur. Bu vizyon ve kriterler; ülke ve kent ekonomisine, sosyal adalete, mülkiyetteki servet değerlerine ve sosyal yaşama doğrudan etki eder. Bu alanda yapılan hataların kalıcı etkilere sahip olduğu ve kolayca düzeltilemediği biliniyor. İmar planı ile ilgili yapılması planlanan değişiklikler, içinden geçmekte olduğumuz ekonomik kriz nedeniyle  büyük önem taşımaktadır.

Bu aşamada, Lefkoşa İmar Planı’nda yapılacak değişikliklerin insanlarımızın yaşam kalitesini ve ekonomik hayatımızı olumlu yönde etkilemesi gerektiğinin altını özenle çizmek isteriz. Ağırlaşan ekonomik koşullarla değişen sosyal yaşam ve çalışma koşulları, tüketiciye daha fazla alternatif ve uygun fiyatlar sunmayı gerektirmektedir. Hiç kuşkusuz, kent yaşamı, sağlıklı ve sürdürülebilir altyapı yatırımları ile de desteklenmek zorundadır.

Özellikle turizm ve yükseköğrenim sektörlerinin gelişmesiyle başkent Lefkoşa’da ciddi bir nüfus ve buna paralel konut talebinde de artış olduğu gözlemlenmektedir. Halihazırda, imara açık arsa sayısı çok yetersizdir. Ayrıca boş olan arazilerdeki mülkiyet sahipliliği de birçok arazide yapılabilecek inkişafın ertelenmesine sebebiyet vermektedir. Bu anlayışla, Lefkoşa’da yeni alanların imara açılmasına; konut büyüklüklerinin ve niteliklerinin ise çağdaş yaşamın gereklerine ve gelişen sosyal eğilimlere uygun hale getirilmesine ihtiyaç vardır.

Tüketicilerin özellikle son dönemlerde makul bütçeli ve küçük ölçekli konutları daha fazla tercih ettiği değerlendirildiğinde,  imar planında uygulamaya konmak istenen yoğunluk kriterleri ile büyük metrekareye sahip ve arsa üzerinde yapılacak konut adetinin azaltılarak arsa maliyetinin konut başındaki payının artırılması neticesinde, büyük alan ve yüksek fiyatlı dairelerinin arzının zorlanması; vatandaşın konut alım gücünü düşüreceği gibi, inşaat ve gayrimenkul sektörlerine darbe vuracaktır. Bu zorlama ise Lefkoşa’nın hemen çevresindeki imar planı ile kısıtlanmamış yüksek inşaat oranlı, yüksek katlı, Fasıl 96 yollar ve binalar düzenleme yasasının kullanıldığı araziler üzerine kaymasını ve yoğunlaşmasını getireceği bugünden görülmektedir. İşte arzu edilmeyen altyapı sorunu ve çarpık gelişme burada başlayacaktır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Lefkoşa gibi başkent fonksiyonlarına sahip, yeni oluşan üniversiteleriyle birlikte bir öğrenci kenti olmaya aday, tarihi özellikleri nedeniyle turizm potansiyeli yüksek bir kentin geleceğini etkileyecek kararlar, elbette, büyük bir titizlikle ele alınmalıdır.

 

Kıbrıs Türk Ticaret Odası, Lefkoşa İmar Planı ile ilgili gelişmeleri bu yaklaşımla izlemeye ve katkı koymaya devam edecektir.

 

Basına ve kamuoyuna saygıyla duyurulur.

 

İthal Çimento için Fon Değişikliği Hk.

Sayın Üyemiz,

4 Ekim 2018 tarihli Resmi Gazete’de ithal edilen çimento için uygulanan FİF (Fiyat İstikrar Fonu) Emirnamesi Değişikliği yayımlanmış ve yürürlüğe girmiştir.

Söz konusu oran aşağıda belirtildiği şekildedir.

Ödenecek FİF Miktarı

Çimento : %10 (tüm ülkelerden yapılacak olan ithalat için)

Bu emirname ile, AB ve EFTA üye ülkeleri ile Türkiye’den ithal edilen çimento için düzenleme öncesi uygulanan FİF oranı  %15’ten %10’a, III. Ülkelerden ithal edilen çimento için ise %25’ten %10’a değiştirilmiştir.

İlgili düzenlemeye ait ayrıntı için lütfen tıklayınız.

İthal Bira ve Şarap için Fon Değişikliği Hk.

Sayın Üyemiz,

4 Ekim 2018 tarihli Resmi Gazete’de ithal edilen biralar ve şaraplar için uygulanan FİF (Fiyat İstikrar Fonu) Emirnamesi Değişikliği yayımlanmış ve yürürlüğe girmiştir.

Söz konusu oranlar aşağıda belirtildiği şekildedir.

Ödenecek FİF Miktarı

  1. Biralar: 1,40 LT/Litre (10 litreyi aşan kaplarda ithal edilen bira için, bu oran 1,60 TL/Litre olarak uygulanır.)
  2. Şaraplar: 2 TL / Litre

İlgili düzenlemeye ait ayrıntı için lütfen tıklayınız.

Tavuk Eti İthalatı Hk.

Sayın Üyemiz,

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı, 24 Eylül 2018 tarihinde tavuk eti ithalatının serbest bırakıldığını açıklamıştır.

Sözkonusu ithalat için:

  1. Tavuk eti  ithalatını gerçekleştirmek isteyen firmaların öncelikle Toprak Ürünleri Kurumu veznelerine harç yatırması ve harç ödemesine ilişkin alınan makbuz ön izin başvurusuna eklemesi gerekmektedir.
  2. Sözkonusu ürün için  Veteriner Dairesi Halk Sağlığı Birimi “İthalat Ön İzin Görüşü” vermektedir. İthalat Ön İzin Görüşü başvurusu yapılırken gerekli belgelerden oluşan bir dosya sunulması gerekmektedir. Bu dosyada bulunması gereken belgeler Veteriner Dairesi web sitesinden (http://veteriner.gov.ct.tr/Bağlı-Birimler/Halk-Sağlığı-Birimi) temin edilebilir.
  3. Başvuru dosyası sunulurken ilişikte yer alan ‘İlk Kez İthal Edilecek Hayvansal Gıda ve Evcil Hayvan Yiyecekleri İçin Müracaat/İnceleme Formu’nun doldurulması gerekmektedir.
  4. Ön İzin başvurusu sırasında 5 adet proforma faturaya ek olarak yine ilişikte bulunan Hayvansal Gıda/Ürün İthalatı Ön İzin Başvuru Dilekçesi eksiksiz olarak doldurulması gerekmektedir. Proformada numara bulunması gerekmektedir. Başvuru dosyası incelendikten sonra olumlu görüş verilmesi halinde söz konusu ürünlerin ithalatı yapılabilir.

İthal Bira ve Şarap için Fon Değişikliği Hk.  

Sayın Üyemiz,

24 Eylül 2018 tarihli Resmi Gazete’de ithal edilen biralar ve şaraplar için uygulanan FİF (Fiyat İstikrar Fonu) Emirnamesi Değişikliği yayımlanmış ve yürürlüğe girmiştir.

Söz konusu oranlar aşağıda belirtildiği şekildedir.

Ödenecek FİF Miktarı

  1. Biralar: 1,60 LT/Litre (10 litreyi aşan kaplarda ithal edilen bira için, bu oran 2,40 TL/Litre olarak uygulanır.)
  2. Şaraplar: 10 TL / Litre

İlgili düzenlemeye ait ayrıntı için lütfen tıklayınız.

 

Tavuk Eti İthalatının Serbest Bırakılması ile ilgili Basın Açıklaması

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı, tavuk eti ithalatının 24 Eylül Cuma gününden itibaren serbest bırakıldığını açıkladı.

Çoğu dönemlerde, yakın pazarlardaki fiyatlarla kıyaslandığında oldukça pahalıya tüketebildiğimiz tavuk etinin ithalinin serbest bırakılması tarafımızdan memnuniyetle karşılanmıştır. Uzun yıllardan beri üzerinde önemle durulan bu adımı atmış olması hükümetimizin bazı zor kararları alabilme kapasitesine sahip olduğunu göstermesi bakımından da önem taşımakta ve bizi ayrıca memnun etmektedir.

İthalat yasakları ve ithalatta uygulanan fonlar, ülkemizdeki yüksek fiyatların önemli nedenlerinden biridir. Yüksek fiyatlar ve pahalılık nedeniyle, turizm ve yüksek öğrenim sektörlerinin gelirleri ile ayakta durmakta olan KKTC ekonomisi rekabet gücünü yitirmekte; bu arada insanlarımız çevre ülkelere göre çok daha yüksek fiyatlarla karşı karşıya kalmaktadırlar.

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Sayın Erkut Şahali, tavuk eti ithalinin serbest bırakıldığını duyurmak amacıyla yaptığı açıklamada, amaçlarının “yurttaşın alım gücüne katkıda bulunmak” olduğunu vurgulamış ve “rekabete dayalı bir fiyatın” oluşması umudunu dile getirmiştir. Kıbrıs Türk Ticaret Odası olarak beklentimiz, karkas et ithalatının da ivedilikle serbest bırakılmasıdır. Bu yönde atılacak adımlar ülkemizdeki hayatı ucuzlatacağı gibi, önemli gelir kaynaklarımızdan olan turizm ve yüksek öğrenim sektörlerinin devamlılığına da yardımcı olacaktır.

Kamuoyuna saygı ile duyurulur.

Göldağı Kablo Firmasına Ait 0.6/1kV Güç Kablosu Hakkında EMO Duyurusu

Sayın Üyemiz,

Elektrik Mühendisleri Odasından (EMO) iletilen bilgiye göre, detayları ilişikteki yazıda bulunan Göldağı Kablo firmasına ait 0.6/1 kV güç kablolarına ait sertifika 6 Eylül 2018 tarihinde askıya alındığından ilgili sertifika ile ön izin bürosuna yapılacak başvurular EMO kabul edilmeyecektir.

Detayları incelemek için lütfen tıklayınız.

 

KTTO Başkanı Deniz, “Fedakârlık Zamanı”

Kıbrıs Türk Ticaret Odası (KTTO) Başkanı Turgay Deniz, bugün (31 Ağustos 2018, Cuma) Bayrak Radyo Televizyon Kurumu’nda yayınlanan “2’YE 1” programında Aziz Karaaziz ve Damla Soyalp’ın konuğu oldu. Ülke gündeminin değerlendirildiği programda Başkan Deniz, “Zaman, fedakârlık zamanıdır” dedi.

Saat 12:00’de başlayan ve yaklaşık bir saat devam eden programda, Türk Lirası’nın döviz karşısında devam eden değer kaybı, sendika ve sivil toplum örgütlerinin eylem kararları, hükümetin aldığı tedbirler ve raflardaki fiyat artışları konuşuldu.

Gelinen noktada krizin fırsata dönüştürülmesi için artık geç kalındığını söyleyen KTTO Başkanı Turgay Deniz, “Hükümete yılın ilk aylarında yaptığımız ziyaretlerimizde ciddi bir ekonomik hareketlilik yaşanacağını öngörüp ifade etmiştik. Bu ziyarette hazırladığımız öneri listesini olarak Sayın Başbakanımız ve diğer bakanlarımıza sunduk. Ancak, bizler ne kadar çalışıp çözüm önerileri üretsek de, siyasi irade karşımıza çıkıyor. Hükümet çok daha erken tedbir almalı ve şeffaf olup, bunları halkla paylaşmalıydı. Bugün mazot ve elektriğe yapılan sürpriz zamlar, hükümet edenlere halkımızın güvenini zedeliyor” dedi.

Ekonomik anlamda yaşanan olumsuzluklara ilişkin meclisin çalışması gerektiğini vurgulayan Deniz, “Verdiğimiz önerilerde, meclisin bu yaz çalışmasını öngördük çünkü zaman tatil yapma zamanı değildir. Ancak, hala daha meclisimiz tatildedir. Şu an olağanüstü bir durum varsa meclisimizin hemen göreve çağrılıp çalışması gerekmektedir” ifadelerini kullandı.

İçinde bulunduğumuz günlerin siyasiler tarafından da bir afet olarak değerlendirildiğini vurgulayan KTTO Başkanı Turgay Deniz, “Her kesimden herkes bir doğal afet yaşandığını kabul ediyor. Öyle ise tek başımıza kurtulmanın yolunun olmadığı da görülmelidir. Eylemlerle bu sorunu çözmek yerine halk olarak birlikte hareket etmenin yolunu bulmalıyız. Zaman fedakârlık zamanıdır ve her kesim kendisine düşen fedakarlığı yapmazsa, hep birlikte kaybedeceğiz” şeklinde konuştu.

Raflardaki fiyat artışları konusunda ise, en etkili denetçinin tüketici olduğunu belirten Başkan Deniz, tüketicinin anormal fiyat artışı yapılan ürünleri satın almamalarını istedi.

Hükümetin Üzerinde Çalıştığı Ekonomik Önlemlerle İlgili Basına Açıklama

Döviz kurlarında yaşanmakta olan belirsizlikler nedeniyle KKTC ekonomisinde yaşanmakta olan sorunlara karşı hükümet tarafından yapılmakta olan çalışmalar, Kıbrıs Türk Ticaret Odası tarafından yakından izlenmekte; hükümetimizin bu çalışmalarına önerilerle katkı koymaya çalışılmaktadır.

Bu kapsamda dün KKTC Meclisi’nde tartışılan önlemler paketini olumlu bir gelişme olarak değerlendiriyoruz. Alınmakta olan önlemlerin, kurlarda yaşanmakta olan belirsizliğin olumsuz etkilerini bütünüyle ortadan kaldırması beklenmemekle birlikte, hükümetin böyle bir çaba içinde olması tarafımızdan takdirle karşılanmıştır. Bu çabanın, piyasa tarafından da olumlu değerlendirilmesini ve olumlu bir etki yapmasını bekliyoruz.

Kıbrıs Türk Ticaret Odası, hükümetimiz tarafından alınan önlemlere ilişkin değerlendirmelerini yaparken, alınabilecek ek-önlemler konusundaki görüşlerini de hükümetle paylaşmıştır. Vergi düzenlemelerinin devam ettirilmesi, kamu alacakları konusundaki kur sabitlemesinin genişletilmesi, işletmelerimizi yüksek enflasyonun etkisinden korumak için enflasyon muhasebesinin uygulanacağına ilişkin kararın en erken zamanda alınması, gereksiz kamusal harcamalardan sakınılması başlıca beklentimizdir. Bu başlıklar altındaki somut önerilerimizi hükümetle paylaşmaya devam edeceğiz.

Bu arada, döviz kurlarındaki sarsıntı veya diğer olumsuz pazar hareketlerinin KKTC ekonomisi ve hane halkına neden bu denli büyük yansımaları olduğunu gerçekçi bir şekilde saptamak; şoklara karşı direncimizi artıracak orta ve uzun vadeli önlemleri de zaman geçirmeden hazırlamak gerekmektedir. Hepimizin bildiği gibi KKTC’de iş yapmak zor, hayat ise pahalıdır. Hükümetimiz, gelecekte benzer krizler karşısında daha direngen olmamızı istiyorsa, pahalılık yaratan unsurları hayatımızdan çekip çıkarmak, hane halkının ve işletmelerin üzerindeki kamusal yükleri azaltmak için gerekli reformları zaman geçirmeden uygulamaya koymalıdır.

Bu süreçte Türkiye’den gerekli desteğin sağlanacağına ve bu destekle birlikte alınacak önlemlerle bu krizin etiklerinin daha da azaltılacağına yürekten inanmaktayız.

Yaşanmakta olan sorunların sadece ekonomik gelişmelerden kaynaklanmadığı, ayni zamanda siyasi gelişmelerden büyük oranda etkilendiği artık yeterince açıklık kazanmıştır. Bu nedenle, hükümetin almaya çalıştığı tedbirlerin yanı sıra, hane halkının ve işletmelerimizin kendilerini koruyacak tedbirlere de başvurmaları, israftan ve gereksiz harcamalardan kaçınmaları, iş ortakları ve çalışanları ile dayanışma içinde hareket etmeleri, bu süreci en az zararla atlatmamız bakımından bir gerekliliktir.

Kıbrıs Türk Ticaret Odası, gelişmeleri yakından takip etmeye, görüş ve önerilerini yetkililer ve kamuoyu ile paylaşmaya devam edecektir.