Kıbrıs Türk Ticaret Odası’nın Yabancıların Çalışma İzinleri (Değişiklik) Yasa Tasarısı ile ilgili Basın Açıklaması
Cumhuriyet Meclisi Hukuk, Siyasi işler ve Dış ilişikler Komitesi’nin gündeminde olan Yabancıların Çalışma İzinleri (Değişiklik) Yasa Tasarı, üç yıl kesintisiz çalışma izni süresini dolduran yabancı uyruklu kişilerin yeniden çalışma izni alabilmeleri için en az doksan gün yurtdışında kalmalarını zorunlu kılacak bir düzenleme öngörmektedir. Yabancı çalışanlar ile ilgili düzenlemeler bütünlüklü bir gözden geçirme ve düzenlemeye ihtiyaç duyduğu halde bu yapılmamakta, tersine yeni zorluklarla iş dünyasının iş gücü ihtiyacını karşılaması zorlaştırılmış olmaktadır.
Kıbrıs Türk Ticaret Odası, ekonominin nasıl çalıştığını ve reel sektörün durumunu dikkate almayan bu düzenlemenin kabul edilemez olduğunu değerlendirmektedir.
Reel sektörün kalifiye eleman bulma ve istihdam etmede büyük sıkıntılar yaşadığı ortadayken, üç yıl kesintisiz çalışma izni süresini dolduran yabancı uyruklu çalışanlara üç ay gibi çok uzun bir süre yurtdışında kalma zorunluluğunun getirilmesi, ülkedeki mal ve hizmet üretimini kesintiye uğratacak, işletmeleri verimsizliğe itecektir. Bu düzenleme çalışanların zamanla oluşturdukları bilgi ve becerinin işletmelerin verimliliği lehine kullanılmasını engelleyecek, işletmeleri her seferinde yeni ve deneyimsiz çalışanlar istihdam etme durumuna düşürecektir. Sonuçta özel sektörün rekabet gücüne darbe vurulacaktır. Bu düzenlemeyi geçirmek isteyenler, küçüklü büyüklü binlerce işletmeye, uğranılacak zararın nasıl telafi edileceğini de açıklamak zorundadır.
Öyle anlaşılmaktadır ki bu yapılan düzenleme aslında iş yaşamının ihtiyaçlarını karşılamaktan ziyade yerel istihdamın teşvik edilmesi veya beyaz kimlik ve dolaysıyla yurttaşlık verilmesinin önünün kesilmesi ile ilgilidir. Eğer amaç buysa, maalesef kaş yapayım derken göz çıkarılmaktadır.
Yerli istihdamın teşvik edilmesinin veya yurttaşlık ile ilgili düzenlenmenin yolu, çalışma hayatının verimliliğini doğrudan etkileyecek bir düzenlemeden geçmemelidir. Mevcut düzenleme bu haliyle ülkemizi yönetenlerin ekonomiden hiç anlamadıklarını kanıtlar niteliktedir. Yasa yapıcılar, bu amaçlar için başka yöntemler geliştirmelidirler.
Bakanlar Kurulu’ndaki Değişiklik ve Hükümet Yönelimleri Hakkında Basın Bildirsi
Ülkemizde ilk kez kurulan ve KKTC Meclisi’ndeki mutlak çoğunluğu nedeniyle tıkanmışlığı herkes tarafından kabul edilen devlet mekanizmasını yenileyebileceğine dair umut veren CTP-UBP koalisyonu, henüz daha üç ayını doldurmadan üç bakanı değiştirmiştir ve kuruluş aşamasında ifade edilen prensiplere ters çeşitli uygulamaları gündeme getirmiştir.
Bakan değişikliklerinin hangi ihtiyaçlardan kaynaklandığına ilişkin ikna edici açıklamalar yapılmamış olmakla birlikte, CTP Genel Başkanı Sayın Mehmet Ali Talat’ın açıklamalarından anlıyoruz ki esas neden, Maliye Bakanlığı’nda değişikliğe gidilmesi ihtiyacının ortaya çıkmış olmasıdır. Sayın Hasan Başoğlu’nun kişisel nedenler ile bakanlık görevinden ayrılmayı isteyebileceği olasılığının varlığına karşılık, bu değişikliklerin belirleyici nedeninin kamu maliyesini alışılagelmiş yöntemlerle sürdürmekteki zorluklar olduğu görülmektedir.
Devlet bütçesinin % 85 kadarı maaş ve transferlere harcanması nedeniyle, diğer kamusal hizmetlerin de etkin bir şekilde sürdürülemediği açıkça meydandadır ve bu durum, siyasi istikrarı, kurulan hükümetlerin devamlılığı ile siyasilerin kendileri tarafından ifade edilen prensiplere uygun davranmalarını engelleyen başlıca unsur haline gelmiştir.
Nereden bulunursa bulunsun yaratılan kaynakların bu yapıyı sürdürmeye yetmesi elbette mümkün değildir. Bu nedenle hükümetlerimiz, kamu maliyesinin her ihtiyacı karşılayamayacağı gerçeğine bağlı olarak toplumsal öncelikleri doğru bir şekilde saptamalıdır. Bu anlamda kamu maliyesi disiplin altına alınmalı, karşılanamayacak vaatlerle istikrarsızlığa çanak tutulmamalıdır. KKTC hükümetinin istikrarlı bir şekilde çalışması ve hizmet verebilmesi için kamu maliyesinde disiplinin sağlanması, bütçe dışı harcamaların suç sayılması, karşılığı olmayan vaatlerin ise en azından kınanması gerekmektedir. Böyle bir hukuki ve ahlaki yapıya ulaşmadan bu istikrarsızlıklardan kurtulmamız mümkün olmayacaktır.
Bu vesile ile, hükümetin kuruluş aşamasında, özellikle Sayın Talat tarafından ifade edilen prensiplere bağlı kalınmasını; atamalarda partisel çıkarlara değil, liyakata önem verilmesini; hükümet kuruluşu aşamasında ifade edilen reformcu anlayışa uygun hareket edilmesini ve reformların gerçekleştirilmesinin esas hedef olarak çalışmalarda belirleyici olmasını beklediğimizi; hükümetimizin üç aylık performasının ise bu konuda umut verici olmadığını belirtmek isteriz.
Bu gerçekler ışığında, yeni bakanlarımıza ve göreve başlamasının üzerinden henüz daha üç ay bile geçmeden üç önemli bakanını değiştirmek zorunda kalan hükümetimize, mali disiplinden ayrılmadan devlet mekanizmasını yenilemek, kamunun üstlendiği mali yükümlükleri bir programa bağlı olarak azaltmak, kamu yönetimi alanında masraflarını azaltarak kamu yatırımları ile piyasaya kaynak aktarımı yapmak ve kamu maliyesini sürdürülebilir bir yapıya kavuşturmak için çalışmayı önerir; bu doğrultudaki çalışmalarını desteklemeye hazır olduğumuzu kamuoyu ile paylaşırız.
Üst Düzey Yönetici Asistanlığı Eğitimi
Sayın Üyemiz,
Odamızın Proje Eğitim ve Araştırma Merkezi tarafından 14 Kasım 2015 Cumartesi günü düzenlenecek olan Üst Düzey Yönetici Asistanlığı Eğitimi duyurusu için tıklayınız. Yapılacak olan eğitime ilişkin daha detaylı bilgi için tıklayınız.
Saygılarımla,
Seran Tahiroğlu
Proje, Eğitim ve Araştırma Merkezi Sorumlusu