Geliş-Gidişler/Arrivals and Departures
Konaklamalar/Bednights in Tourist Accommodation Establishments
Diğer Tesisler/Other Accommodation Establishments
Tüm Tesisler/All Accommodation Establishments
Acenteler/Travel and Tourism Agencies
Sayın Üyemiz,
Erexpo Fuarcılık A.Ş. tarafından Odamıza iletilen yazıda Bursa Yapı Yaşam Fuarı ve Kongresi’nin 1-4 Ekim 2015 tarihleri arasında Bursa Merinos Atatürk Kongre Kültür Merkezi’nde gerçekleştirileceği ve Fuarı ziyaret etmek isteyen “profesyonel ziyaretçilerin” Bursa’daki 4-5 yıldızlı otellerde 2 gece konaklamaları, sabah kahvaltısı, fuar alanı-otel havaalanı transfer giderlerinin organizasyon tarafından karşılanacağı, katılmak isteyen firmaların da en geç 21 Eylül 2015 tarihine kadar başvurmaları gerektiği belirtilmiştir. Fuar ile ilgili ayrıntılı bilgi için tıklayınız.
Saygılarımla,
Aysun Önet İleri
Genel Sekreter
2 Eylül 2015
Donmuş parmak patates ve bulgur ithalatına getirilen kısıtlamalar ile ilgili Odamızın kamuoyu ile paylaşmış olduğu görüşler bazı sivil toplum örgütleri tarafından “üretim karşıtlığı” olarak değerlendirilmiştir. Odamızın söz konusu kısıtlamalar ile ilgili görüşü, pazarın yüzde 40’nın birkaç işletmeye tahsis edilmesi ile ilgilidir. Popülist ve günübirlik yaklaşımlarla tüketicinin refah seviyesi gözetilmeden birkaç işletmeye devlet eliyle satış garantisi vererek rant sağlayan bu düzenlemeler ilkesel olarak kabul edilebilir değildir. İlgili Bakanlar Kurulu kararları ile hem donmuş parmak patates hem de bulgur pazarında devlet eliyle hakim konum yaratılarak adil, fırsat eşitliğine dayanan ve etkili bir rekabet ortamı sağlanması engellenerek, Rekabet Yasası’na aykırı bir durum ortaya çıkmıştır.
Kıbrıs Türk Ticaret Odası ülkemizde katma değeri yüksek, Avrupa Birliği standartlarına uyumlu kalitede ve rekabetçi üretim yapılmasının önemini ve gerekliğini her platformda vurgulamakta ve bunun için çalışmalar yapmaktadır. Ancak, yerli üretimin desteklenmesi ithalatı kısıtlayıcı uygulamalar ile değil, ülke ekonomisi için katma değer yaratan ve mukayeseli rekabet üstünlüğünün olduğu üretim alanlarında üreticilerin üretim, pazarlama ve dış satım süreçlerinde doğrudan desteklenmesi ile mümkün olabilir. Üreticiyi korumak ve desteklemek için rekabet gücünü yükseltecek, yani daha verimli üretim yapabilecek, ürettiğini daha ucuza mal edebilecek ve teknolojik kapasitelerini yükseltecek önlemlerin sınırlı bir sürede ve doğru seviyede alınması gerekmektedir.
Özellikle bizim gibi hizmet sektörünün lokomotif olduğu küçük bir ada ekonomisinde hizmetler sektörüne girdi sağlayan, katma değeri yüksek ürünler için kapsamlı plan ve stratejiler hazırlanarak sürdürülebilirlikleri sağlanmalıdır. Kıbrıs Türk Ticaret Odası bu tür konuları bu prensipler çerçevesinde değerlendirerek görüşlerini kamuoyu ve yetkililerle paylaşmaya devam edecektir.
KKTC Hükümeti 11 Mart 2015 tarihinde aldığı bir karar ile donmuş parmak patates ve bulgur ithalatında kısıtlama getirmiştir. Alınan karar 1.5 kilo ithalat için bir kilo yerli ürün alımını zorunlu hale getirerek, gerçekte iç pazarın % 40’nı bu alanlarda çalışan birkaç firmaya tahsis ederek büyük bir adaletsizliğe neden olmuştur.
Rekabete dayalı serbest piyasa ekonomisi prensipleriyle hiç bir şekilde uyuşmayan ithalattaki kısıtlayıcı uygulamalar, hem piyasayı pahalılaştırmak hem de mal arzını ve çeşitliliğini azaltmak suretiyle, ekonominin rekabet gücünü ve tüketici refahını olumsuz etkilemektedir. Yaratılan pahalılık ve ürün çeşitliliğindeki azalma, turizm ve yüksek öğrenim gibi lokomotif sektörlerimizi olumsuz etkilemektedir. Üstelik yolcu beraberi alış-verişlerle ülke ekonomimiz için elzem olan sıcak paranın da Güney Kıbrıs’a kaymasını teşvik etmektedir.Bu durum kayıt dışılığı ve kaçakçılığı teşvik ederek haksız rekabetin de yaratılmasına neden olmaktadır.
Kıbrıs Türk ekonomisi ciddi bir dar boğazdan geçmektedir. Bu darboğazı başarı ile geçebilmemiz için mal ve hizmet sunumumuzu kaliteli ve verimli hale getirmemiz kaçınılmazdır. Herkesin bildiği gibi bunun yolu ise rekabeti korumak ve rekabet gücümüzü geliştirmekten geçmektedir. Bu tür uygulamalar, temel hedefimiz olan tüketici refahını artırmaya da hizmet etmeyecek, ülkemizin pahalı hale gelmesinin ilk kurbanı hiç kuşku yok ki dar gelirli KKTC yurttaşları olacaktır.
KKTC Hükümetinin 11 Mart 2015 tarihinde aldığı bu kararın yanlışlığı, çeşitli kademelerdeki yetkililere defalarca anlatılmış olmasına karşın bugüne kadar düzeltme yoluna gidilmemiş olması bizi ayrıca endişelendirmektedir. Ekonomi yönetimi böylesine dar kapsamlı, birkaç firmayı korumaya dönük kararlar üretmeye devam ederse yaşamakta olduğumuz ekonomik krizin faturası hepimiz için çok daha büyük olacaktır. Kıbrıs Türk Ticaret Odası olarak, bu Bakanlar Kurulu kararlarının ivedi olarak yürürlükten kaldırılması gerekliliğini kamuoyu ile paylaşırız.
20/8/2015
Kıbrıs Türk Ticaret Odası, KKTC’deki elektrik arzına ilişkin tartışmaları ve zam haberlerini büyük bir kaygı ile takip etmektedir. Siyaset kurumunun, hayatımızın her alanını, her vatandaşı ve her ekonomik sektörü doğrudan ilgilendiren böylesine önemli bir konuda yıllardır uygulanabilir ve sürdürülebilir bir çözüm üretmemiş olması bu kaygıyı ciddi bir karamsarlığa dönüştürmektedir !
Bugün geldiğimiz aşamada enerji arzı, halkın gözünde verimsiz yönetildiğinden kuşku duyulmayan bir kurum tarafından, tek elden, eski bir teknolojiyle ve sürdürülebilir çevre prensibini gözetmeyen bir şekilde sağlanmaktadır. Santrallerin bacalarından çıkan salınımların halk sağlığına ciddi bir tehdit oluşturduğu gazetelerimizin ön sayfalarında sıklıkla yer almaktadır. Üstelik, fuel oilin satın alındığı andan, elektriğin vatandaşa ulaştırıldığı ana kadar her süreç kuşku duyulmayacak ölçüde şeffaf olması gerekirken, satış fiyatını oluşturan tüm unsurlar hakkında şeffaf ve güvenilir bir bilgi olmaması, tüketici güvenini de yok etmektedir.
Hal böyleyken, ekonomik büyüme için elzem olan rekabet edebilirlik sorununa bir çözüm bulmak için uğraş verileceğine, sürdürülemeyen bir işletmeyi ısarla sürdürmek adına halkın gözünde zammı meşru kılmayı amaçlayan açıklamalar yapılmaktadır. Bu, zaten ekonomik darboğaz içinde zorlukla ayakta kalmaya çalışan iş insanlarına ve tüm tüketicilere kötü yönetimin faturasını yüklemek demektir.
Enerji arzının adil rekabet kurallarına göre belirlenmesi, alternatif enerji modellerinin desteklenmesi, kabloyla elektrik temin edilmesi, tüketicilerin kişisel enerji üretiminde bulunup bununla sistemi desteklemesi, özel sektör odaklı yap-işlet modeli gibi çok sayıda ucuz, çevreye duyarlı ve sürdürülebilir enerji arzı modeli varken, ısrarla artık sürdürülemeyeceği açık olan bu yapının bedelini zorla vatandaşın cebine yüklemek tüketicilerin adalet duygusunu da yaralamaktadır.
Kıbrıs Türk Ticaret Odası, başta cari giderleri düşürmek ve maliyeti azaltmak olmak üzere, kısa, orta ve uzun vadede atılması gereken o kadar adım dururken, artık daha fazla sürdürülemeyeceği açık olan bir modelin bedelini yeni zamlarla vatandaşa yüklenmek istenmesini asla kabul etmeyecektir. Meclis’te yakın siyasi tarihinde görülmemiş ölçüde geniş bir desteğe sahip olan hükümet, geleceğimizi kurtarmak adına reform adımları atacaksa yanında bizi ve geniş bir tüketici kitlesini bulacaktır. Tersi durumda kaybeden yine Kıbrıs Türk halkı olacaktır.