Privacy Policy

12’nci Kuzey Kıbrıs Rekabet Edebilirlik Raporu Açıklanıyor

Kıbrıs Türk Ticaret Odası (KTTO) tarafından bu yıl on ikincisi hazırlanan “Rekabet Edebilirlik Raporu”, 12 Haziran Cuma günü, Kalkınma Bankası Can İbrahimoğlu Konferans Salonu’nda düzenlenecek olan “Kuzey Kıbrıs Rekabet Edebilirlik Forumu”nda kamuoyu ile paylaşılacak.  “2019-2020 Rekabet Edebilirlik Raporu”nun ve forumun bu yılki ana teması ise “Kuzey Kıbrıs Teşvik ve Devlet Destekleri” olarak belirlendi.

Dr. Yenal Süreç ile Yrd. Doç. Dr. Fehiman Eminer tarafından kaleme alınan rapor, Dünya Ekonomik Forumu’nun tüm ülkeler için hazırlamış olduğu Dünya Rekabet Edebilirlik Raporu ile aynı formatta hazırlandı.

Kuzey Kıbrıs Rekabet Edebilirlik Forumu, 12 Haziran Cuma günü sabah saat 10.00’da Kıbrıs Türk Ticaret Odası Başkanı Turgay Deniz’in açılış konuşması ile başlayacak. Dünya Ekonomik Forumu’ndan gerekli onayları alarak, KTTO’nun kendi uzmanlarını ve KKTC ekonomistlerini kullanarak hazırladığı raporun sunumunu Dr. Yenal Süreç ile Yrd. Doç. Dr. Fehiman Eminer yapacak. Sunumun sonrasında protokol konuşmalarının yer alacağı Forum soru cevap bölümünün ardından 12:00’de sona erecek.

Bu yılki Rekabet Edebilirlik Formu, salgın tehlikesine karşı alınan önlemler nedeniyle sınırlı sayıda davetlinin katılımı ve sağlık önlemleri dikkate alınarak gerçekleştirilecek. Katılımın sınırlı tutulması nedeniyle sunum ve konuşmalar Oda’nın facebook sayfasından canlı olarak yayınlanacak.

Kıbrıs Türk Ticaret Odası ve Kıbrıs Ticaret ve Sanayi Odası’nın Ortak Açıklaması

Kıbrıs Türk Ticaret Odası (KTTO) ve Kıbrıs Ticaret ve Sanayi Odası (KEBE), 2 Haziran tarihinde telekonferans yoluyla yaptığı toplantıda, görüşülen konular arasında pandemi nedeniyle geçici olarak kapatılan geçiş noktalarının yeniden açılması konusunu da ele aldı.

Bilindiği gibi, adanın önde gelen ekonomik örgütleri olan Kıbrıs Türk Ticaret Odası ve Kıbrıs Ticaret ve Sanayi Odası, Kıbrıs’ta iki toplum arasında ekonomik işbirliğinin geliştirilmesi için uzun zamandır birlikte çalışmaktadır.

İki Oda da, ülkede Covid-19 salgını ile gelişen durumu dikkate alarak, iki toplumdaki ekonomik durumun iyileştirilmesine yardımcı olabilecek geçiş noktalarının yeniden açılmasına desteklerini ifade etmektedirler.

İki Oda, her iki toplumun ekonomik potansiyelini en üst düzeye çıkarmak için adadaki ekonomik işbirliğini geliştirme ve toplumlar arası ticaret hacmini artırma ihtiyacını hatırlatmaktadır.

Bu nedenle, her iki lideri, ihtiyaç duyulan iletişimi artıracağı ve her iki toplumun yararına olacağı bilinen geçiş noktalarını yeniden açmak için gecikmeksizin anlaşmaya davet ediyoruz. Şüphesiz ki, gerekli tüm önlemlerin alınması ve bunlara herkes tarafından tam olarak uyulması gerekecektir.

2020 Yılı Nisan Ayı Faaliyet Raporu

2020 Yılı Nisan Ayı Faaliyet Raporu’na ulaşmak için lütfen tıklayınız.

TC-KKTC İktisadi ve Mali İşbirliği Anlaşması İle İlgili Basın Açıklaması

TC-KKTC İktisadi ve Mali İşbirliği Anlaşması’nın imzalanmış olması tarafımızdan memnuniyetle karşılanmıştır. Kıbrıs Türk halkının Covid-19 salgını ile mücadele ettiği, Kıbrıs Türk ekonomisinin salgın önlemlerinden ciddi şekilde etkilendiği bugünlerde imzalanan bu anlaşma, Kıbrıs Türk halkının ihtiyaç duyduğu kaynağı temin etmesi bakımından önemli bir kazanım olmuştur. Türkiye, bu anlaşma ile Kıbrıslı Türklerin başlıca destekçisi ve güvencesi olduğunu bir kez daha göstermiştir.

 

ANLAŞMANIN NİTELİĞİ

Toplam, 2.2 milyar TL’lik paketin, 1.150 milyon TL’si (% 50) cari açığın kapatılması için kullanılacak şekilde olmak üzere, büyük kısmı (2.172 milyon TL)  kamu harcamalarına ayrılmıştır. Reel sektöre (115 milyon TL) ve altyapı (272 milyon TL) ayrılan kaynak toplam olarak 388 milyon TL’dir. Kuşkusuz, salgın sonrasında ekonomi canlandırmak için mücadele eden özel sektör için bu kaynak çok yetersizdir.

Hükümetimiz, Türkiye’den gelen kaynağın büyük kısmı kamu harcamalarına ayrıldığına göre, salgın önlemi olarak ilan ettiği reel sektörü destekleme projeleri için de yeterli kaynağa kavuşmuş durumdadır. Türkiye ile böyle bir anlaşmanın imzalanmış olması, KKTC devletinin yerel kaynaklardan borçlanma olanağını da artıracağına göre, hükümet, Türkiye yardımları ile yerel kaynaklarla bir bütün halinde değerlendirerek kapsamlı bir hareket planı hazırlamalı, özel sektörün canlılık kazanması için daha etkili uygulamalara yönelmelidir.

 

EKONOMİK ÖNLEMLER

Salgın sonrasında, reel sektörün bir bütün olarak ayağa kalkabilmesi için maaş desteğinin devam etmesi ve işletmelere ucuz kredi sağlanması faaliyetlerinin bütçeden desteklenmesi gerekiyor. Bu anlaşma sonrasında KKTC bütçesi gerekli kaynağa sahip olduğuna göre, işletmeler ve çalışanlar üzerindeki kamusal yüklerin azaltılması ve yükümlülüklerinin ötelenmesi daha olanaklı hale gelmiştir. Hükümet bu tür önlemleri daha cesaretle almalı ve kısa sürede uygulamaya koymalıdır.

   Unutmamak gerekir ki, kamu maliyesi, canlanan ekonomiden payına düşeni fazlasıyla almaktadır. Doğru strateji, reel sektörü canlandırmak ve genişleyen ekonomik faaliyetlerden kamuya kaynak sağlamak olacaktır. Bunun tersi olarak, reel sektörü kaderine terk etmek, turizm ve yükseköğretim gelirlerinin düşeceği de dikkate alındığı zaman Türkiye’den gelen kaynak tükendiği zaman kamu maliyesinin de yeniden zor durumda kalmasına neden olacaktır.

 

YAPISAL DÖNÜŞÜM

2020 yılı, elbette ekonomik hasarların telafi edileceği bir yıl olacaktır. Ancak, salgın, KKTC altyapısının güçlendirilmesi ve kamu yönetiminin dönüştürülmesi gerektiğini de göstermiştir. İmzalanan protokolde bu ihtiyaca dönük önlemler olması da memnuniyet vericidir. İmzalanan metinlerde, turizm ve yükseköğretim sektörlerinin planlanmasından ve özellikle sosyal güvenlik sisteminin aktüeryal dengesini gözetecek yeni yapılaşmalardan söz edilmesi önemlidir.

Turizm ve yükseköğretim için hazırlanmış olan planların yeniden gözden geçirilerek salgın sonrasına uyarlanması ve sosyal güvenlik sisteminin güçlendirilmesi için gerekli kararlılığın gösterilmesi gerekiyor.

Kaldı ki, imzalanan metinler 2021 için çalışmaların başlamasını ve 3 yıllık bir plan hazırlanmasını öngördüğüne göre KKTC hükümeti, gerekli toplumsal katılımı da sağlayarak daha etkili bir dönüşümü gerçekleştirme amaçlı çalışmaları hemen başlatmalıdır.

 

KAMU REFORMU

Kamu yönetiminin, iş yapabilirliğin önünde bir engel olmaktan çıkması ve yurttaşların kamudan beklediği hizmetleri alabilmeleri için yapısal bir dönüşüme ihtiyacı olduğu açıktır. Bu ihtiyaç, imzalanmış olan anlaşma ile de tespit edilmiş ve başta e-devlet olmak üzere yapılması gereken reformlardan söz edilmiştir. E-devlet projesinin tamamlanması, diğer bütün kamusal hizmetlere olacak etkisi bakımından büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle 2020 eylem planında öngörülen kamusal reformların, yine bu anlaşmada öngörülen şekilde “zamanında ve eksiksiz olarak” gerçekleştirilmesi gerekmektedir.

 

KAYNAĞIN ETKİN KULLANIMI

Türkiye Cumhuriyeti, salgın sonrasında beklenen yardımı cömertçe yaparak Kıbrıs Türk halkının yanında olduğunu göstermiştir. Bu kaynağın doğru ve etkin bir şekilde değerlendirilmesi gerekiyor.

Salgın krizi, hem kamu yönetimine, hem de ekonomik yaşamımıza ilişkin dersler çıkarmamıza neden olmuştur. Salgın krizinden sonra hayatımızı yeniden düzene koymak, daha iyi sağlık ve eğitim kurumlarına, daha iyi altyapıya, daha istikrarlı ve dayanıklı ekonomik bir yapıya sahip olmak bizim elimizdedir.

KKTC Hükümeti, gerekli toplumsal katkıları da dikkate alarak, bu dönüşüme öncülük etmelidir. Hükümetin bugünkü görevinin bu olduğuna inanıyoruz. Bundan sonraki süreçte gerekli katkıları koymaya hazır olduğumuzu kamuoyu ile paylaşırken bu anlaşmanın ortaya çıkmasına katkı koyan herkese teşekkür ederiz.

Kısmi Mesai ve Ücret Desteği İle İlgili Basın Açıklaması

Salgın tehlikesi nedeniyle kapatılan iş yerlerinde çalışanlara maaş desteği verilmesi ve piyasadaki daralma nedeniyle çalışanların kısmi mesai yapmasına olanak sağlanması, salgınla mücadelenin önemli iki unsuru olarak ortaya konulmasına karşın, bu iki konudaki çalışmalar ihtiyacı karşılamaktan ve amaca hizmet etmekten uzaktır.

Kapatılan iş yerlerinde çalışanlara aylık olarak 1500 TL veya daha az miktarda maaş desteği verilmesi kararlaştırılmış olmasına karşın, bu destek, 50 günden fazla kapalı kalan iş yerleri çalışanlarına bile sadece bir kez verilmiştir. Öngörülen 60 bin kişi yerine 45 bin kişiye verilen bu destek, eldeki kaynak düşünüldüğü zaman, işçi çıkarmamak koşulunu yerine getiren işletmelere beş ay süreyle devam ettirilmelidir. Çalışanları korumayı amaçlayan bu uygulamanın en azından Haziran ayında da tekrar edilmesi, hem çalışanlar hem de işletmeler bakımından önemli bir gerekliliktir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın bu konuda herhangi bir çalışma yapmaması kabul edilemez bir tutumdur ve salgınla mücadelede yetersiz kalındığının önemli bir göstergesidir.

Hükümetin, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın önerisi ile karar altına aldığı Kısmi Çalışma Kararnamesi de, getirdiği istisnalar ve sınırlamalar nedeniyle amaca hizmet etmeyen bir yapıdadır. İş yerlerinin kısmi çalıştırabileceği kişiler için kota konulması; ilgili kararnamenin yürürlülük süresinin kısa tutulması ve bu süre sonunda işçi durdurulmasının yasaklanması ilk bakışta dikkati çeken sakıncalardır. Bu sakıncalar, bu kararnameyi daha şimdiden uygulanamaz duruma düşürmüştür.

Salgın tehlikesine karşı yapılan çalışmalar, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın performans ile yetersizliğini açık bir şekilde kanıtlamıştır. Bu yetersizlik uzun yıllardan beri devam eden sorunlardan kaynaklanıyor olsa bile, bu yetersizliklerin kabul edilerek giderilmeye çalışılmaması bugünün önemli bir sorunu olarak görülmelidir.

Çalışma alanı ile ilgili düzenlemelerin, toplumsal geleceğimiz için büyük önem taşıdığı açıktır. Kaldı ki, salgın sürecinin en fazla etkilediği alan çalışma yaşamıdır. Günü kurtarmayı amaçlayan etkisiz önlem ve davranışlar, toparlanma sürecini uzatarak ekonomimize onarılması güç hasarlar verecektir.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Faiz Sucuoğlu’nu bu sorunları gidermek için Kıbrıs Türk Ticaret Odası ve diğer ekonomik örgütlerin önerilerini dikkate almaya ve birlikte çalışmaya davet ederiz.

Kamusal Hizmetlerin Yeniden Düzenlenmesi İle İlgili Basın Açıklaması

Mart ayından beri kararlılıkla yürüttüğümüz mücadele sonunda Covid-19 virüsüne üstünlük sağlamış görünüyoruz. Sağlık önlemlerine dikkat ederek de olsa normal yaşama dönme girişimleri de halkımıza moral vermekte; hayata tutunmamızı sağlamaktadır.

Covid-19 virüsüne karşı verilen mücadele, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin halkımıza sağlamaya çalıştığı kamusal hizmetlerin yeniden düzenlenmesi ve daha etkin hale getirilmesi gerektiğini açıkça göstermiştir. Bu süreç sonunda, özel sektör kuruluşlarından ve çalışanlarından toplanacak vergilerin kamusal harcamaları karşılamaya yetmeyeceği ise açıktır. Bu gerçek, kamu yönetiminin tüketmekte olduğu kaynakların sınırlandırılması zorunluluğunu da ortaya koymaktadır.

Halkımız böyle bir beklenti içindeyken, hiçbir şey olmamış veya hiçbir şey değişmeyecekmiş gibi bir tutumla kamu yönetiminde yaz mesaisine geçilmesi, kabul edilebilir bir davranış değildir. Devlet dairelerinden alınan hizmetin sınırlandırıldığı bu dönemde tam tersi yapılarak dairelerin çalışma sürelerinin uzatılması ve temas olasılığının azaltılmış olması gerekirdi. Resmi dairelerin hizmet verme süresini uzatmak, kapalı kaldıkları günlerden sonra iş yerlerini açmak için canla-başla çalışan iş insanlarının iş takibi için de yeni olanaklar sunmuş olacaktı.

Hükümet, devlet dairelerinin yaz mesaisine geçmesi kararı ile birlikte bütün bu gereklilikleri göz ardı etmiş, salgın önlemlerini dikkate almamış ve hayatımızda hiçbir değişiklik olmayacağının mesajını vermiştir. Hükümetin bu tutumunu şiddetle kınıyoruz.

KKTC hükümeti, yaşadığımız salgın krizinden de dersler çıkararak, kamunun sağladığı hizmetleri yeniden düzenlemek için çalışma başlatmalı; KKTC Meclisi gerekli yasal düzenlemeleri yapmak amacıyla yaz aylarında bile çalıştırılmalıdır. Hükümet, uzaktan hizmet alıp-vermenin koşullarını sağlamak için e-devlet ve bunun gerektirdiği altyapı çalışmalarına da hemen başlamalı ve bu çalışmaları en erken zamanda bütünlüklü olarak sonuçlandırmalıdır.

Salgın sonrasında küresel rekabet ile birlikte işletmelerimizin üstündeki verimliliği yükseltme baskısı da artacaktır. Özel sektör kuruluşlarının verimli çalışmasının önündeki başlıca engel, verimsiz kamusal hizmetlerdir. Bu engeli kaldırmadan ekonomik gelişme mümkün olmayacak; eskiye dönüş bile gerçekleşmeyecektir.

Kamuoyuna ve basına saygı ile duyurulur.

Kısmi Mesai Kararnamesi Ve Maaş Desteği Ödeneği İle İlgili Basın Açıklaması

Covid-19 salgın tehlikesine karşı alınan sağlık önlemlerini destekleyen ve bu önlemlerin güçlendirilmesi için maddi olanaklarını seferber eden Kıbrıs Türk Ticaret Odası, salgının ekonomik hayatımıza yaptığı etkileri azaltmak için de çalışmakta ve özellikle hükümet ile görüş alışverişini sürdürerek gerekli önlemlerin zamanında alınması için uğraş vermektedir. Bu bağlamda, işletmeleri ve istihdamı korumak için bir gereklilik olarak gündeme gelen esnek çalışma süreleri ile ilgili yasal düzenlemelerin yapılmasına da katkı konulmuş ve süreç yakından takip edilmiştir.

Aylık çalışma süresinin esnek hale getirilmesi, eksik maaş ödenecek olsa bile çalışanların istihdamının devamlılığını sağlayacak ve işletmelere işçi çıkarmadan yollarına devam etme olanağı verecektir. Kıbrıs Türk Ticaret Odası, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından hazırlanmakta olan Kısmi Mesai Kararnamesi’nin, ekonomik zorlukların dayanışma içinde atlatılmasına ciddi şekilde katkıda bulunacağına inanmaktadır. Bu kararnamenin beklenen yararı sağlayabilmesi için bir kişinin en az 10 gün çalıştırılması; iş yerlerinin kısmi olarak çalıştıracakları personel için herhangi bir kısıtlayıcı kota içermemesi ve uygulamanın Mayıs ayını da kapsayacak şekilde en az 6 ay süreyle yürürlükte kalması gerekmektedir.

İstihdamın devamlılığını sağlayacak bir diğer etkili önlem ise, 7 Nisan’da uygulamaya konan Yerel İşgücü İstihdamının Desteklenmesi Fonu’nundan yapılacak 1500 TL’lik maaş destek ödemelerinin Mayıs ayında da geçerli olmasının sağlanması olacaktır.

İlgililere ve kamuoyuna saygı ile duyurulur.

Ekonomik Örgütler Platformu’ndan Halkımıza Çağrı

Tüm dünya ile birlikte hem yaşayıp hem de öğrenirken mücadeleye devam ettiğimiz COVID-19 virüsü salgınıyla bugüne kadar yapılan mücadele sürecinde en ön safta büyük bir fedakarlıkla çalışan; halkı bilimin ışığında doğru yönlendiren Sağlık Bakanlığı ile personeline, Bilim Kurulu üyelerine ve bu sürede büyük bir özveriyle görev yapan güvenlik güçlerimize yürekten teşekkür ediyoruz.

Sivil Toplum Örgütlerimiz ve Çalışan Örgütleri de bu zor dönemde gösterdikleri dayanışma ve yapıcı tutum ve çabaları ile ayrıca takdiri hak etmektedirler.

Bu süreç içerisinde iş yerleri kapalı bulunan iş insanları ve esnafımız kapalı bulundukları 51 günlük sürede hiçbir gelirleri olmadan çalışanlarına sahip çıkmış; halk sağlığını ön plana alarak toplumsal dayanışmayı görev bilmiş ve virüsle mücadelenin bugüne kadar olan kısmında üzerine düşen görevi yerine getirmiştir.

Hep bunların ötesinde Kıbrıs Türk halkı kendine yaraşır bir şekilde ve büyük bir olgunlukla “her şeyin başı sağlık” diyerek alınan tedbirlere uymuş ve salgının daha fazla yayılmasını engellemiştir.

Tüm kesimlerin hayati, ekonomik ve sosyal fedakarlıkları sayesinde gerekli tedbirlerin alınmasıyla normalleşme sürecine adım atarak işe dönüş noktasına gelmiş bulunmaktayız.

Bu süreçte iş yerleri olarak Sağlık Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın ilan ettiği tedbirlerle çalışma koşullarına sadık kalarak mücadelenin bundan sonraki bölümünde de salgın karşısında üstün çıkmak sorumluluğumuz vardır.

Artan sağlık kapasitemiz ve doktorlarımızla sağlıkçılarımızın bu virüsle mücadelede edindiği tecrübe bu konuda bize güven vermektedir. Ekonomik Örgütler Platformu sağlık altyapısının güçlendirilmesinin de yakın takipçisi olmaya devam edecektir.

İnsanlığın bugün sahip olduğu tıbbi olanaklar ve diğer imkanlar ile bu mücadeleyi kazanacağına olan inancımız tamdır.

Ekonomik Örgütler Platformu olarak bu sürecin öncelikle en az can kaybı ve telafi edilebilir ekonomik kayıplar ile atlatılması için bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da elimizdeki imkanlar dahilinde her türlü katkıyı yapacağımızı duyurmak istiyoruz.

Kamuoyuna saygı ile duyurulur.

Saygılarımızla,

Kıbrıs Türk Ticaret Odası
Kıbrıs Türk Sanayi Odası
Kıbrıs Türk Otelciler Birliği
Kıbrıs Türk İnşaat Müteahhitleri Birliği

Kıbrıs Türk Ticaret Odası’ndan İş Dünyasına Çağrı

KKTC Hükümeti, Covid-19 salgınının önlenmesi ile ilgili olarak alınan önlemlerin belli bir oranda başarı sağlaması üzerine iş yerlerini kademeli ve kontrollü olarak açma kararı almıştır. 4 Mayıs Pazartesi gününden itibaren, zorunlu ihtiyaçlarımızın karşılanmasını teminen çalışmaya devam eden iş yerlerimize yenileri eklenecek ve hayatımız kısmen de olsa normalleşecektir.

Salgınla mücadelenin bu aşamaya ulaşmış olması toplumsal bir başarıdır. Bu başarı, salgın ile mücadelenin gerektirdiği kararların zamanında alınması ve bu kararlara gereğince uymamızın bir sonucudur. Bu başarıyı devam ettirmek için, iş yerlerinin açılması ile ilgili kurallara ve diğer sağlık önlemlerine titizlikle uymaya devam etmemiz gerektiği de açıktır. Bu aşamada kural haline getirilen veya tavsiye edilen bütün sağlık önlemlerine titizlikle uymak başlıca görevimiz olarak karşımızda durmaktadır.

Kıbrıs Türk Ticaret Odası, Ekonomik Örgütler ile işbirliği içerisinde bu sürece her türlü katkıyı yapmaya hazırdır.

Kamuoyuna saygı ile duyurulur.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın maaş desteği ödemeleri ve işsizlik ödeneğini düşürme girişimleri hakkında basına açıklama

Kendi alacakları söz konusu olduğu zaman işverenleri sorumlu tutan ve cezai uygulamalar yapan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, salgın nedeni ile çalışanlara yapacağını açıkladığı katkıyı, çalışanlara nasıl aktaracağını hala daha sistemleştirememiş ve hem kendisine, hem bankalara, hem işverenlere, hem de çalışanlara gereksiz iş yükü aktararak tehlikeli bir hareketliliğe neden olmuştur.

Çalışanları, bölünme ve tartışma yaratmadan desteklemesi gereken Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, henüz daha kasasından tek bir kuruş bile çıkarmadığı halde, büyük bir karmaşaya ve ek masraflarla yol açmaktadır. Bakanlar Kurulu’nu, işsizlik ödeneğini 1500 TL’ye indirmek gibi yeni ve çalışanların aleyhine olacak kurallar geliştirmeye zorlamakta olan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın yaşamakta olduğumuz salgın günlerinde aldığı önlemler ve bu önlemleri hayata geçirme yöntemleri yeterli değildir ve karmaşanın büyümesine, endişelerin artmasına neden olacaktır.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın maaş desteğini çalışanlara doğrudan ulaştırma gayretinin, iş insanlarına karşı duyulan güvensizlikten kaynaklandığı açıktır. Vergi tahsildarı gibi KDV toplayıp yatıran, çalışanların sosyal güvenlik primlerinin yatırılmasının sorumluluğunu üstlenen iş insanlarımız, bu güvensizliği hak etmemiştir ve salgın günlerinden sonra bu güvensizliğin karşılığını verecek eylemleri geliştirmekten kaçınmayacaklardır.

İlgililere ve kamuoyuna duyurulur.