Privacy Policy

KTTO Charlie Hebdo mizah dergisine yapılan saldırıyı kınadı

Kıbrıs Türk Ticaret Odası Başkanı Fikri Toros, üyeleri ve Yönetim Kurulu adına, Mizah dergisi Charlie Hebdo’nun Paris’teki ofisine dün düzenlenen insanlık dışı terörist saldırısını kınadığına yönelik mektubu Fransız Büyükelçisi Florent’e gönderdi.

Toros göndermiş olduğu mektupta, sözkonusu saldırıdan duyduğu derin üzüntüyü dile getirirken, yaşanan olayı barbarca ve haksız bulmanın yanısıra özgürlük ve demokratik değerlere de yapılmış bir saldırı olarak nitelendirdi ve yapılan bu saldırının hepimize yapılmış olduğunu vurguladı.

Fransa halkına karşı yapılmış olan saldırıların karşısında olduğumuzu belirten Toros, teröre karşı mücadelede Fransız halkı ile dayanışma içerisinde olduklarını ve liberal toplumlarda bu tür şiddet ve terör saldırıları karşısında demoktarik değerlerimizin ve konuşma özgürlüğümüzün kısıtlanamayacağını da belirtti.

Fransız Büyükelçisi Florent’e gönderilen mektup için tıklayınız

TOROS: LTB’DE YAPISAL ÖNLEMLER ŞART

Fikri Toros başkanlığındaki Kıbrıs Türk Ticaret Odası heyeti, Lefkoşa Türk Belediyesi Başkanı Mehmet Harmancı’yı ziyaret ederek Lefkoşa’daki iş yaşamını ilgilendiren çeşitli konularda Odanın görüşlerini özetleyen bir mektup aktardı ve karşılıklı görüş alışverişinde bulundu.

Lefkoşa Türk Belediyesi’nin içinde bulunduğu sorunlar nedeniyle Sayın Harmancı’nın zor bir görev yürüttüğünün bilinci içerisinde olduklarını vurgulayan Toros, bu sorunlardan en çok etkilenen iş yaşamını temsilen Odanın görüşlerini aktarmak istediklerini belirtti. Toros, mevcut sıkıntılar nedeniyle iş insanlarının ödediği vergi ve ücretler karşılığı olan hizmeti etkin bir şekilde alamadığını, buna karşılık Belediye’nin bazı hizmetlerine yapılan zamların iş yaşamı üzerindeki yükleri de arttırdığını söyledi.

Toros, Belediye’nin yapısal sorunlarının çözümünün zam yapmak olmadığını, kurumun öncelikle gelir-gider dengesini sağlaması gerektiğini; zam yapılacaksa bile bunun yapısal çözüm önerileriyle eş zamanlı olarak uygulamaya sokulması gerektiğini vurguladı. Belediyenin bir yandan borçlarla boğuştuğunu ama diğer yandan mevcut yapılanmanın sürdürülebilir olmadığının altını çizen Toros, hal böyleyken yapılması öngörülen yeni zamların sadece yeni bir yük olarak iş insanınıa yansıyacağını ama Belediye’nin sorunlarına bir çözüm getirmeyeceğini anlattı. Toros yasal engeller nedeniyle verimli ve ihtiyaca uygun bir personel yapılanmasına gidilemiyorsa, en azından Belediye’nin yeni gelir getirici faaliyetleri uygulamaya koymasını ve elindeki personeli bu şekilde değerlendirmesi gerektiğini söyledi.

Ziyaret için Kıbrıs Türk Ticaret Odası’na teşekkür eden Belediye Başkanı Mehmet Harmancı, kurumun içinde bulunduğu durum hakkında Oda yetkililerine ayrıntılı bir değerlendirmede bulundu. Sorunların çözümü için tüm kurumlarla işbirliğine ve katkılarına açık olduklarını söyleyen Harmancı dünyadaki başka belediyelerden de örnekler vererek, Lefkoşa Türk Belediyesi’nin de sürdürülebilir bir yapıya kavuşabilmesi ve hizmet kalitesini artırmak için çalıştıklarını vurguladı.

Lefkoşa Ekonomi Forumu Açıklaması

JOINT STATEMENT
BY
THE NICOSIA ECONOMIC FORUM
14/09/2014
___________________________________________

1. The Nicosia Economic Forum (“the Forum”) was founded on June 2, 2014 in Nicosia. Its founding members, the Cyprus Chamber of Commerce and Industry (CCCI), the Turkish Cypriot Chamber of Commerce (KTTO), the Union of Chambers and Commodity Exchanges of Turkey (TOBB) and the Union of Hellenic Chambers of Commerce and Industry (UHCCI), met today for the second time in Istanbul.Lefkoşa Ekonomi Forumu (Forum) 2 Haziran 2014’te Lefkoşa’da kurulmuştur. Kurucu üyeleri olan Kıbrıs Ticaret ve Sanayi Odası, Kıbrıs Türk Ticaret Odası, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ve Yunanistan Ticaret ve Sanayi Odalar Birliği bugün ikinci toplantılarını İstanbul’da gerçekleştirmiştir.

2. The Forum has reiterated its determination to support the ongoing political process towards a just and lasting solution that the leaders of the two Cypriot communities courageously re-started.

Forum, iki Kıbrıs halkının liderlerinin cesurca tekrar başlattığı adada adil ve sürdürülebilir bir çözüme ulaşma sürecini desteklediğini bir kere daha beyan etmiştir.

3. No matter how the political process unfolds, the Forum has decided to pursue its primary aim of enhancing trust and confidence building between the two communities on the island.

Siyasi süreç nasıl ilerlerse ilerlesin, Forumumuz adadaki iki halk arasındaki güven ortamını güçlendirme hedefine doğru yürümeye devam edecektir

4. In its second meeting, the Forum members put forth a proposed list of possible projects to transform the Buffer Zone between the two communities from a zone of division to one of unity.

İkinci toplantılarında, Forum üyeleri iki halk arasındaki tampon bölgeyi bir ayrıştırma bölgesi olmaktan çıkartıp, birlik bölgesi haline getirmek amacıyla bir öneri listesi hazırlamıştır.

5. The Forum’s next step will be to establish a list of priorities from the ideas on this list, and produce concrete and actionable projects such as,

Forumun bir sonraki adımı bu listedeki maddelerin önceliklerini belirlemek ve somut, üzerinde çalışılabilir projeler geliştirmektir. Bunlardan bazıları şöyledir;

a. Establishing an Arbitration Center to resolve disputes between the businesspeople of the two communities. A study group of experts from all parties will convene within 30 days from today, and present a unanimously agreed upon draft to the Forum. The Forum will also look into the possibility of involving credible third parties in this effort.

İki halkın iş adamları arasındaki anlaşmazlıkları çözecek bir tahkim merkezi kurmak. Tarafların tahkim uzmanları 30 gün içerisinde Atina’da toplanıp, üzerinde anlaştıkları bir metni Forum’a sunacaklardır. Forum aynı zamanda bu merkez için güvenilir bir üçüncü taraf bulma ihtimalini de araştıracaktır.

b. Setting up an Incubation Center that would host and enable the growth of promising entrepreneurs from both communities. A study group of experts from all parties to meet in 30 days Brussels to design a road map.

İki halkın genç girişimcilerini barındırıp büyümelerini sağlamak amacıyla bir Kuluçka Merkezi kurmak. Tarafların atadığı yetkililer 30 gün içerisinde Brüksel’de bir araya gelip bir yol haritası hazırlayacaklar ve Forum’a sunacaklardır.

c. Organizing a Start-Up Weekend to bring together young entrepreneurs from both communities. This event will be organized by a study group consisting of one representative from each member of the Forum, and a proposal will be submitted to the Forum in 30 days.

Bir Start-up Weekend etkinliği düzenleyerek iki halktan genç girişimcileri bir araya getirmek. Bu etkinlik için taraflardan birer sorumlu temsilci atanmıştır; 30 gün içerisinde Forum’a somut bir takvim sunulacaktır.

d. Promote the establishment of a Joint Natural Disaster Management Body on the island. Whenever disasters such as fires, flooding and the like are encountered, both communities suffer hugely as a result of a lack of cooperation. To protect the safety of the two communities the Forum has decided to pioneer the formation of such a management authority.

Adada bir Ortak Doğal Afet Yönetim Birimi kurulması için çalışılacaktır. İşbirliği eksikliği dolayısıyla adada yangın, sel vb. doğal afetler ortaya çıktığında iki taraf da ciddi kayıplar vermektedir. Ada halklarının güvenliğini sağlamak amacıyla, Forum bir Afet Yönetim Birimi’nin kuruluşuna öncülük edecektir.

e. Prepare a feasibility study on the possibility of entrepreneurs from both communities to make joint investments.

İki toplumdan yatırımcıların ortak yatırım imkanları konusunda fizibilite çalışması hazırlanacaktır.

6. The Forum will hold its next meeting in Athens, in December.

Forum bir sonraki toplantısını Aralık ayında Atina’da yapacaktır.

7. We, the Forum participants, believe that these steps to enhance co-operation between our communities are a mere beginning. The prosperity and well-being of the entire region rests upon a comprehensive solution to the Cyprus problem. We also believe that the geographical area that covers Cyprus, Greece and Turkey deserve a better, common and prosperous future within the European Union.

Forum üyeleri olarak biz halklarımız arasındaki bağları güçlendirmek amacıyla atılan bu adımları sadece başlangıç olarak görüyoruz. Bölgemizin istikrarı ve refahı Kıbrıs sorununun kapsamlı bir sonuca ulaşmasına bağlıdır. Aynı zamanda Kıbrıs, Yunanistan ve Türkiye’nin bulunduğu coğrafyanın Avrupa Birliği bünyesinde daha parlak bir geleceğe sahip olmayı hakettiğine inanıyoruz.

KTTO’nun Hükümet İcraatları Hakkındaki Basın Toplantısı

Sayın Üyemiz,

Kıbrıs Türk Ticaret Odası’nın bir yıllık hükümet icraatlarını değerlendireceği Basın Toplantısı 4 Eylül 2014 Perşembe günü saat 11:00’de KTTO Konferans Salonu’nda yapılacaktır. Bilgilerinize getirir, katılımınızı rica ederiz.

Saygılarımla,

Aysun Önet İleri
Genel Sekreter

 

KTTO Başkanı Sn. Fikri Toros’un 4 Eylül 2014 Tarihli Basın Toplantısında Yaptığı Konuşma

KIBRIS TÜRK TİCARET ODASI BAŞKANI SN. FİKRİ TOROS’UN
4 EYLÜL 2014 TARİHLİ
BASIN TOPLANTISINDA YAPTIĞI KONUŞMA

Sayın Basın Mensupları,Değerli Konuklar;

Kıbrıs Türk Ticaret Odası Genel Kurulu’ndan bu yana, beş aylık bir süre geçti. KKTC hükümeti de bugünlerde bir yılını doldurmak üzeredir.
KTTO yönetimini devralmamızdan bu yana, pek çok defa karşınıza çıktık, sorularınızı yanıtladık, görüşlerimizi sizler aracılığı ile değerli halkımızla ve dünya kamuoyu ile paylaşmaya çalıştık. Bugün, ilk basın toplantımız ile karşınızdayız.
Yeni Oda yönetimi olarak aradan geçen zaman içerisinde çeşitli konulardaki görüşlerimizi detaylı olarak aktarmak, paylaşmak ve her türlü sorunuza yanıt vermek üzere bu toplantıyı düzenledik.

Değerli Basın Mensupları;
Sizlerin sorularına geçmeden önce, Kıbrıs Türk Ticaret Odası’nın Kıbrıs Türk ekonomisini nasıl gördüğüne dair değerlendirmelerimizi sizlere sunmak istiyorum.

Durum Tespiti

Ekonomiyi değerlendirirken öncelikle bir durum tespiti yaparak söze başlamak gerekir. Sağlıklı bir değerlendirme yapmak için her ciddi müessesede olduğu gibi, ülke yönetiminde de istatiski verilere dayanarak yola çıkmak bilimsel bir gerekliliktir. İstatistikleri toplamak ve sınıflandırmak, planlama konusunda vazgeçilmez unsurlardandır. Güncel istatistiki verilerin olmadığı yerde değerlendirme yapmak, öneriler geliştirmek ve ekonomi politikaları uygulamak mümkün değildir. Devlet Planlama Örgütünün, Mart 2014 makroekonomik tahmin çalışmalarına göre, KKTC ekonomisinin 2013 yılında reel olarak %2 büyüdüğü tahmin edilirken, 2014 yılında %2.3 oranında büyüyeceği öngörülmektedir.

Ekonomimizin arzu edilen refah düzeyine ulaşması, özellikle Güney Kıbrıs Ekonomisi ile var olan ekonomik gelişmişlik farkının kapatılabilmesi için, 5%’in üzerinde bir büyüme hızına sahip olmamız gerekmektedir. Geçen yıl iş başına gelen Hükümetin bu büyüme hızını sağlayacak politikalar ve icraatlarla ilgili yeterli bir performans gösterdiği söylenemez. Büyüme hızının bu kadar düşük olması, beklentilerimizi karşılamadığı gibi, KKTC halkının arzu ettiği refah düzeyini yakalamasını da zorlaştırmaktadır.

Dünyaya baktığımızda, genel olarak büyüme beklentisi 2014 için %3.6’dır. Kıbrıs Türk insanının, genel dünya ortalamasından daha düşük bir büyüme oranına tahammülü olmadığı gibi, aksine gelişmiş ülke düzeyine hızla çıkabilmek için daha yüksek ekonomik büyüme sağlama zaruriyeti bulunmaktadır.

Çevremizdeki tüm ülkeler, ilişkide olduğumuz Avrupa ülkeleri bugün itibarı ile bizden daha gelişmiş olduğuna göre, bizim onlardan daha hızlı büyümemiz ve bunun için gerekeni yapmamız gerekmektedir.

İzlediğimiz kadarı ile hükümetin gündeminde böyle bir madde yoktur. Hükümetimizin bir yıllık uygulamalarını gözden geçirdiğimiz zaman, ekonomik büyüme için herhangi bir önlem alınmadığı gibi, bu konuda herhangi bir girişim dahi yapılmadığını görmekteyiz.

Düşük Ekonomik büyüme, hepimizin yüksek refah beklentilerini ortadan kaldırmaktadır. Hükümetlerimiz, devlet kaynaklarını dağıtarak politik varoluşlarını güvenceye almaya çalışmak yerine, ekonomik büyüme için yapılması gereken icraatlara öncelik vermelidirler. Böyle bir çalışma, elbette ki onların değerini ve politik arenadaki görev sürelerini de artıracaktır.

Ticaret Dairesi verilerine göre, 2014 yılı Ocak-Mayıs dönemi ithalatımız, bir önceki yılın ayni dönemine göre %3 oranında gerilemiştir. Genelde düşük seviyede seyretmekte olan ihracatımız 2014 yılının ilk beş ayında %12 oranında artmıştır.

İşletmelerimiz ve hane halkı, düşük oranlı büyümeden büyük ölçüde etkilenmektedir. KKTC Merkez Bankası verilerine göre, tahsili gecikmiş banka alacakları sürekli artmaktadır ve Merkez Bankası Başkanımız, geçenlerde açıklanan raporun önsözünde bunu ciddi bir sorun olarak nitelendirmiştir. Tahsili gecikmiş alacakların artıyor olması, ekonomide faaliyetlerin ve buna bağlı olarak başta ücretler olmak üzere, tüm gelirlerin borçların ödenmesini sağlayacak düzeyde gelişmediğini göstermektedir.

Uluslararası alanda, yabancı yatırımı cezbetmek için acımasız bir yarış varken, KKTC makamları ve bürokrasisi, adeta yabancı yatırımları caydırmak için çaba harcamaktadır. Gözlemimiz budur. Yıllardan beri üzerinde durulmakta olan yabancı özel sektör yatırımlarının bir türlü gerçekleşmemesinden aldığımız mesaj da budur.

Hükümetimizin bir yıllık performansı bu inancımızı değiştirmemiştir. Ne yazık ki, yatırım ortamını iyileştirmek, yerli yatırımları teşvik etmek, yabancı yatırımları cezbetmek için hiçbir şey yapılmamış; yapma girişiminde dahi bulunulmamıştır.

İş Yapabilirlik

Ekonomik büyüme, kaçınılmaz bir şekilde iş yapabilme olanaklarını artırmaktan geçiyor. İş yapabilirlik, Kıbrıs Türk Ticaret Odası’nın yıllardan beri ısrarla gündeme getirdiği bir kavramdır.

Gerçekte iş yapabilirliği artırmak için yapılması gerekenlerin, çeşitli şekillerde hükümet programlarında, Türkiye ile imzalanan protokollerde ve AB uyum programlarında yer aldığını görmekteyiz. KTTO da, çok defalar bu konu ile ilgili raporlar hazırlamış ve bu raporlarını yetkililer ile paylamıştır.

– Denetim kurumlarının iş yapamaz hale gelmiş olması;
– Güncel istatistiki veri üretimi konusunda yaşanan sıkıntıların halen devam eder olması; ve
– Kamu görevinde günlük sorunlara öncelik verme eğiliminin devam etmesi,

Hükümet programında yer alan Kamu Reformu’nun sadece bir vaat olarak kaldığını, maalesef arzu edilen seviyede somut ilerleme kaydedilmediğini göstermektedir. Kamu yönetimi ile ilgili yeni bir tasarı hazırlandığını ve Meclis’e sevk edildiğini biliyoruz. Ne var ki, bu yasa tasarısının Meclis’te bekliyor olması;

• Kamudaki iş saatlerinin özel sektör çalışma saatleri ile uyumlaştırılmasına;
• Devlet dairelerindeki mükerrer işlemlerin ortadan kaldırılmasına;
• Veya devlet dairelerindeki işlerin takibi için daha az süre harcanmasını sağlayacak önlemlerin alınmasına, engel değildir.

Yıllardan beri devam eden ama sonuç alınamayan e-devlet uygulamalarını artık bekleyecek takatimiz kalmamıştır. Bazı kamu kuruluş ve dairelerinde ise e-devlet uygulamalarının işleri kolaylaştırarak verim sağlamak yerine daha da aksattığı bilinmektedir.

İş yapabilirliğin önündeki engeller saymakla bitmeyecek kadar çoktur. Bunların tespiti ve tek tek ortadan kaldırılması moralimizi yükseltecek, BEKLEME GÜCÜMÜZÜ artıracaktır!

Yatırımların Cesaretlendirilmesi

Ekonomik büyüme için iş yapabilirliğin yanı sıra yatırım olmazsa olmazlardandır. Yıllardan beri yatırımların teşvik edilmesi gerektiği üzerinde durulurken, ayni zamanda yerli veya yabancı yatırımcıların karşılaştığı zorluklar, adeta onları engellemektedir.

DPÖ istatistiklerine göre, 2013 yılında Kamu Yatırımları büyüme hızı %-0.3, özel sektör yatırımları ise +%1.5 olarak gerçekleşmiştir. 2014 yılında ise, bu rakamların sırasıyla %-3.2 ve +%2.5 olması beklenmektedir. Bu rakamlar, ekonominin neden hızlı büyümediğini net bir şekilde göstermektedir. Bir ekonomide yatırım olmaz ise hızlı ekonomik büyüme sağlanabilmesi mümkün değildir.

Hükümetin bir yandan alt yapımızı güçlendirecek şekilde kamu yatırımlarını artırması gerekirken, diğer yandan da yatırımcıların gelecekle ilgili beklentilerini tatmin etmesi, yerli veya yabancı özel sektör yatırımlarının artmasına yol açacaktır. Bu noktada, ayrıca KTTO’nun uzun yıllardan beri üzerinde önemle durduğu, özel sektörün FİNANSMANA ERİŞİMİ sorununa da dikkat çekmek gerekmektedir.

İş yapabilirlik ve yatırım iklimi konusunda bir özet yapmam gerekirse; Kıbrıs sorununa çözüm bulunamamış olması, Kuzey Kıbrıs’ta iş ve yatırım yapma ortamını olumsuz olarak etkilemektedir. Ne var ki, siyasi koşullardan yakınabilmek için, bugünkü koşullarda yapılabileceklerin de yapılmış olması gerekirdi. Durumun açıkça özeti şudur: Siyasi koşullar gerekçe gösterilerek, iş ve yatırım yapmak konusunda yapabileceklerimiz de yapılmamaktadır.

Oysa bu duruma çare üretmek sanıldığı kadar zor değildir. Türkiye Cumhuriyeti’nin desteği ile sürdürülen ve esas olarak KOBİ’lerin finansmanını sağlamayı amaçlayan faiz farkı ödemeli krediler genişletilerek, en azından orta büyüklükteki yatırımlar için de kullanılabilir hale getirilmeli; Türkiye Cumhuriyeti ile özel anlaşmalar imzalanarak, bankalarımızın yatırımlar için daha düşük faizli ve uzun vadeli krediler kullandırılmasının yolları bulunmalıdır.

Bir ülkede, yatırım için gerekli birikim oluşmamışsa, dış yatırımlar çok daha büyük önem kazanır. Bizim sermaye ve bilgi birikimimizin ekonomiyi büyütecek yatırımlar için yetersiz olduğu düşünülürse, bu noktada yabancı yatırımlar devreye girmelidir. Yabancı yatırımdan korkmamak gerekir. Bugün en gelişmiş ülkeler bile, yabancı yatırımları cezbetmek için yarış halindedirler.

Kamu Maliyesi ve Yatırımları

Ekonomiyi büyütmek için özel sektör yatırımlarının yanı sıra Kamu yatırımlarının da yoğunlaşması şarttır. Daha iyi okullar, daha iyi yetişmiş iş gücü, daha iyi hastaneler, daha sağlıklı yurttaşlar, daha iyi ulaşım altyapısı v.s. için kamu yatırımlarının yapılması şarttır. Üstelik bu yatırımların; özel sektörün büyümesine, bilgi ve sermaye biriktirmesine, hatta bu yatırımlarla doğrudan ilgili olmayan işletmelerin verimliğinin artmasına katkıda bulunacağı herkes tarafından bilinmektedir.

Ne yazık ki KKTC bütçesi yatırım yapabilecek durumda değildir. Kamu maliyesi, gelirlerinin takriben % 85 ‘i personel giderlerine ve cari transferlere ayırmak zorundadır. Bu durumun değişmesi için elbette zamana ihtiyaç vardır. Devlet, yükümlülüklerini ani kararlarla değiştiremez ve bu bağlamda kamu maliyesinin yeniden yapılandırılması, kamunun kendi kaynakları ile yatırım yapabilir duruma gelmesi, elbette bir yıllık bir süre içine sıkıştırılamaz.

Bununla beraber Türkiye Cumhuriyeti yardım ve kredilerinin kamusal yatırımlara ayrılan kısımlarının etkin olarak kullanılmadığına ilişkin duyumlarımız vardır. Türkiye yardımları ile yapılması planlanan ve bütçeye ödeneği konulmuş olan pek çok yatırım, henüz projelendirilmedikleri için gerçekleştirilmemiştir. BUNU KABUL ETMEK MÜMKÜN DEĞİLDİR. Kamu yönetimi, bir kez daha yetersiz kalmış ve kamu yatırımları için var olan kaynağı dahi ekonomiye kazandıramamıştır.

Olumlu bir gelişme olarak kamu maliyesinin, gelirlerini artırmak, giderlerini de disipline etmek konusunda kararlı bir tutum içinde olduğunu gözlemlemekteyiz. Ancak devletin ekonomiyi büyütme konusunda harekete geçmesi gerektiğini, bu noktada bir kez daha vurgulamak istiyorum. Aksi takdirde, kamu maliyesi için alınan ve, bugün için olumlu sonuçlar veren önlemleri sürdürmek de, ekonominin doğası gereği mümkün olmayacak ve eninde sonunda kamu maliyesi de tökezleyecektir.

Kamu maliyesindeki olumlu gelişmelere karşın, devletin ödemelerini zamanında yapamadığını ve geçmiş borçlarının faizlerini ödeyecek duruma henüz gelemediğini ayrıca belirtmek gerekiyor. Özellikle bankalara olan devlet borçlarının tasfiyesi ve söz konusu kaynağın ekonominin kullanımına sunulabilmesinin, Kıbrıs Türk halkının geleceği için hayati önemde olduğu bilinmelidir. Türkiye Cumhuriyeti ile yapılan görüşmelerde bu konunun sürekli olarak gündemde olduğu, ancak KKTC tarafının gerekli reformlar için çekinceli davranması nedeniyle düşünülen programların hayata geçirilemediğini duymak bizi fazlasıyla üzmektedir.

Çalışma Hayatına İlişkin Düzenlemeler

Zenginlik ve refah, elbette ancak çalışma ile olur. Bu nedenle çalışma hayatı ile ilgili düzenlemeler, çalışacak işgücünün ehil olarak yetiştirilmesi ve nihayetinde insanlarımızın mal ve hizmet üretim süreçlerinde verimli bir şekilde yer alması, toplumsal refahımızın temelini oluşturmaktadır.

Türkiye ile imzalanan Sürdürülebilir Ekonomiye Geçiş Programı, bu nedenle, “İşgücü arzı ile işgücü talebini uyumlaştırma” başlığı altında pek çok hükme yer vermiştir. Elbette bu uyumu sağlamak, gençlerimizi mal ve hizmet üretiminin ihtiyaçlarına göre eğitmek ile mümkündür. Bu konudaki çalışma ve girişimlerin ivme kazanması gerekmektedir.

Ekonomimize uygun işgücü yetiştirmeden, sadece yabancı işgücü ile ilgili sınırlamaları ve formaliteleri artırarak kendi insanlarımızı ve gençlerimizi refaha erdireceğimizi sanıyorsak, yanılıyoruz.

Çalışma hayatı, elbette bazı kurallara sahip olmalıdır, ama bu kurallar ekonomik hayatın ihtiyacı olan işgücünü dış ülkelerden temin etmenin önünde, engel olmamalıdır. Oysa hükümetimiz, yabancı işçi çalıştırmayı alabildiğine zorlaştırmakta ve bununla yerli işgücünü koruduğunu zannetmektedir. Yanlıştır. Ekonomik büyüme sağlanmadan, gençlerimize iş olanağı sağlamak mümkün değildir. İhtiyaç duyulan iş gücünün ithal edilmesi ise ekonomik büyüme için şarttır.

Çalışma hayatı, sosyal güvenlik sistemimiz ile yakından ilgilidir. Sosyal güvenlik fonlarını korumak da, ancak ve ancak ekonomik büyüme ile mümkündür. Sosyal güvenlik fonlarının ciddi sorunları olduğunu duymaktayız. Bu sorunları azaltmanın yolu, sosyal güvenlik primlerini alabildiğine artırmak değildir. Bu artış, bugünkü ihtiyaçlarımızı karşılamayı tehdit eder noktaya geldiği zaman, kayıt dışılık ciddi bir olasılık olarak hayatımıza girer. Oysa ekonomiyi büyüterek, istihdam kapasitesini artırarak, sosyal güvenlik fonlarımızı da güvenceye alarak, fevkalade mümkündür.

Yerel Yönetimler ve Çevre, Yaşanabilir Bir Kuzey Kıbrıs Vadetmiyor

Ekonomik hayat veya ekonomik büyüme, insanca bir ortamda gelişebilir. Oysa bugün Kuzey Kıbrıs’ta, kentsel veya kırsal çevre, sürekli olarak bozulmaktadır. Yerel yönetimler ve çevre için harcanan çabalara ve ayrılan kaynaklara karşın, hem meskûn mahallerimiz, hem de doğal alanlarımız giderek bozulmakta, yaşam için elverişli olmaktan çıkmaktadır.

Ülkemiz, en önemli gelirini, turizm, yükseköğrenim ve yabancılara yapılan emlak satışlarından elde etmektedir. Bu üç sektör de, yaşanabilir kentlere ve iyi korunmuş bir doğal çevreye sahip olmayı gerektirmektedir.

Kentlerimizin durumu meydanda iken fazla söze gerek yoktur. Yerel yönetim seçimleri sırasında yaşananlar, yerel yönetimlerin partizanca yönetildiğini ve kaynak israfının yüksek boyutlarda olduğunu net olarak göstermiştir. Yerel yönetimlerin süratle toparlanması ve özellikle kent merkezlerinin yerli ve yabancı tüm insanlar için cazip hale getirilmesi gerekmektedir. Özellikle Lefkoşa Surlariçi için acil bir eylem planına ihtiyaç vardır. Yerel seçimleri henüz daha iki ay önce gerçekleştirdiğimiz dikkate alınırsa, kentlerimiz için harekete geçmenin tam zamanıdır.

Doğal çevremizin korunması için de gerekli önlemler alınmalıdır. Ekonomik gelişmeyi de dikkate alacak bir Ülkesel Fizik Planı ve buna bağlı imar planları, vakit geçirmeden yasallaştırılmalıdır.

Elektrik Sorunu

Yenilenebilir enerji kullanımını teşvik eden yasal düzenlemeler, bizleri memnun etmektedir. Hazırlanan mevzuatın bir an önce hayata geçebilmesi için eksikliklerin tamamlanmasını ve gerekli teknik tedbirlerin alınmasını istiyoruz. İnanıyoruz ki, yenilenebilir enerji yatırımları, çevremizi korumaya katkı sağlayacak, enerji maliyetlerimizi düşürecek ve yeni iş alanları yaratarak ekonomik gelişmemize katkı sağlayacaktır.

Ancak bugün uygulanan elektrik fiyatları ile mal veya hizmet üretmeyi bırakın, yaşamak bile hayli zorlaşmıştır. Hükümet programı, elektrik arzını güvenceye alacak ve maliyetleri düşürecek önlemlerden söz etmekteydi. Nitekim, hükümetin kuruluşundan az sonra yapılan elektrik zammına gösterilen tepkilere de, “bu zammın kaçınılmaz olduğu ama gerekli tedbirlerin süratle alınacağı” yanıtı verilmişti. Oysa elektrik arzında güvenliği sağlayacak, maliyetleri düşürecek hiçbir tedbir alınmamıştır. Bunu gözlemlemekten ve ifade etmekten dolayı fevkalade üzgünüm.

Su Yönetimi ve Suyun Modern Tarımda Kullanılması

Malumunuz üzere, bu yıl içinde Türkiye’den su getirme projesi tamamlanmış olacak. Böylece, gerek kullanım, gerekse sulama suyu konusunda büyük bir imkâna kavuşmuş olacağız.

Ne var ki, su yönetimi konusunda henüz daha bir model seçilmiş değildir. Bu konudaki tartışmaların açıklıkla sürdürüldüğünü söylemek de abartı olur. Bu konuda sadece kulaktan dolma bilgilere sahibiz. Su yönetimi konusunda çağdaş bir model acilen belirlenmeli ve bu sudan nasıl yararlanılacağı halkımız ile derhal paylaşılmalıdır.

Türkiye’den gelecek olan su ile mevcut kaynaklarımızı birlikte değerlendirdiğimiz zaman, özellikle sulu modern tarım konusunda önemli bir eksikliğin giderilmiş olacağı açıktır. Bu nedenle, su yönetimi ile birlikte modern tarıma geçişin alt yapısı da şimdiye kadar hazırlanmış olmalıydı.

Suyun, modern tarımda kullanılması için gerekli düzenlemeler, tarım sektörünün yeniden yapılanması, ürünlerin pazara ulaştırılması ve pazarda kabul görmesi için özellikle standartlara uyum konusunda gerekli önlemlerin alınması gerekmektedir. Ayrıca, özel sektörün denetim ve sertifikasyon alanına girebilmesi için yasal düzenlemeler yapılmalıdır.

Bunların yapılması halinde, tarım ve işlenmiş tarım ürünleri alanında önemli bir ihracat potansiyeli yakalayacağımıza inanıyor ve bunun ekonomik değeri yüksek bir yatırım alanı olduğunu düşünmekteyiz.

Çözüm Sürecinde Reform

Kıbrıs Türk Ticaret Odası, Annan Planı’nın gündeme geldiği günlerden bu yana, Kıbrıs sorununa adil, kalıcı ve karşılıklı kabul edilebilir bir çözüm bulunması için ortaya konan tüm çabaları desteklemiş, çoğu zaman kendisi de bazı inisiyatifler geliştirmiştir.

Bugünlerde, Cumhurbaşkanı Sayın Eroğlu ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Sayın Anastasiadis arasında devam eden müzakerelere destek olmak için elimizden geleni yapıyoruz. Kıbrıslı Rum muhataplarımızla ilişkilerimizi geliştirmek ve çözüm sürecine katkı koymak için sürekli bir çaba içindeyiz. Kıbrıs sorununun çözümüne yardımcı olacağını düşündüğümüz tüm taraflar ile işbirliğimizi sürekli olarak geliştirmekteyiz. Türkiye Cumhuriyeti yetkilileri ile veya Türkiye’deki iş çevreleri ile her yaptığımız temasta, Kıbrıs sorununa çözüm bulunmasına ihtiyaç duyduğumuzu önemle belirtiyoruz.

Kıbrıs sorununa en erken zamanda çözüm bulunmasını istiyoruz, bekliyoruz, umuyoruz ve bunun için çalışıyoruz.

Bu doğrultudaki beklenti ve çabalarımız, Kuzey Kıbrıs’ta içinde yaşamakta olduğumuz ekonomik ve sosyal düzeni iyileştirmek için çabalarımızın önüne geçmediği gibi, bilakis bazı alanlardaki çalışmalar sorunun çözümüne katkı sağlanması bakımından da önem taşımaktadır.

• Kıbrıs Türk ekonomisinin güçlendirilmesi, Kıbrıs Rum iş insanları ile rekabet edebilecek güce kavuşmamız, çözüm olasılığını zayıflatmaz, güçlendirir.
• Sosyal alanda yapacağımız reformlar ile daha iyi eğitim ve daha iyi sağlık sistemlerine kavuşmamız, bulunacak çözüme daha çok katkı koymamızı sağlar ve çözümü güvenceye alır.
• Yasalarımızı, reel sektörlerimizi AB mevzuatı ile uyumlu hale getirmemiz, hem çözüm sürecinde, hem de çözümden sonra daha güçlü ve katılımcı olmamıza yardımcı olur.

Esas itibarıyla, mevcut siyasi koşullarda da ekonomik büyüme için yapılabilecek çok şey bulunmaktadır. Turizm, yükseköğrenim ve bazı ihraç pazarlarında sağladığımız kısmi başarılar, neler yapabileceğimizin göstergeleridir. Bu başarıları büyütmek, güçlendirmek ve kalıcı hale getirmek için reform hareketlerini sürekli hale getirmeli ve özel sektöre dayalı büyüme stratejilerini kesinlikle hayata geçirerek rekabet gücümüzü artırmalıyız.

Sonuç: Siyaset Kurumu iş üretmelidir!

Kıbrıs Türk Ticaret Odası’nın yeni yönetimi olarak, geçmiş birikimler ışığında hükümetimizin bir yıllık performansını değerlendirmeye çalıştık. Bu değerlendirme sonunda şunu söylemek gerekiyor:

Siyaset, esas işlevlerine hemen dönmeli ve artık sonuç üretmeli…

• Yıllardan beri kamu reformundan söz ediyoruz. Artık söz değil, uygulama istiyoruz.
• İş yapabilirlik konusunda bugüne kadar hükümete sunmuş olduğumuz belgelere şimdiye kadar herhangi bir yanıt alınamamıştır. Bu belgelerdeki talepleri, siyasiler ve üst kademe bürokrasisi ile birlikte tek tek ele almak ve kararlılıkla hayata geçirmek istiyoruz.
• Rekabet edebilirlik konusunda hazırlamış olduğumuz raporları düzenlediğimiz törenlerle okumuş olmakla kalmak istemiyoruz. Bu raporlar hükümetler tarafından mutlaka yeniden değerlendirilmeli ve bu raporlardaki önlemler hayata geçirilmelidir.
• Kuzey Kıbrıs pazarının hem Güney Kıbrıs, hem de Türkiye pazarına göre daha ucuz olması için sürekli olarak çalışılmalı, bu amaçla alınabilecek önlemler listelenerek, sivil toplum kuruluşlarının da katılımı ile uygulamaya konulmalıdır.

Kısaca; ekonominin kontrolsüz bir gemi gibi sürüklenmekte olduğunu görüyoruz. İyi bir ekonomi yönetimi talep ediyoruz.

• Yasa geçirmekten söz edildiğini duymak istemiyoruz. Yasaların, uygulandığını görmek istiyoruz.

Anayasa değişiklikleri konusunda yaşadıklarımız bize örnek olmalıdır. KTTO olarak, KKTC Meclisi’nin uygun gördüğü değişikleri, bazı çekincelerle de olsa biz de uygun gördük. Referandumda “evet” denilmesini istedik. Tüm partilerin destek verdiği, bizim de desteklediğimiz bu değişiklikler halk tarafından reddedildi. Neden? Bu değişiklikler kötü müydü; yoksa bu reddedişin başka gerekçeleri mi vardı? Siyasi mekanizma, bu soruya yanıt vermek zorunda değil mi? Halk içinden seçilenlerin, temsil ettikleri zümreyi anlamaya çalışması, esas görevlerinden biri değil midir?

Siyasi kadroların, seçim veya parti içi çekişme temelli söylemlerini veya neler yapmayı düşündüklerini değil, artık Kıbrıs Türk halkı için icraat bazında neler yaptıklarını duymak istiyoruz.

TİCARET ODASI BAŞKANI TOROS, ERDOĞAN’I KUTLADI

Kıbrıs Türk Ticaret Odası Başkanı Fikri Toros, Türkiye’de halkın oyları ile seçilen ilk cumhurbaşkanı olan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a bir kutlama mesajı gönderdi. Toros, mesajında, Erdoğan’ın Kıbrıs sorununun çözümüne destek vermeyi sürdüreceğine inandıklarını ve bunun da “Kıbrıs sorununa çözüm bulmak için çalışanlara güç vereceğini” belirtti.

Memnuniyetle karşıladı

KTTO Başkanı Fikri Toros, “Türkiye Cumhuriyeti’nde halkın doğrudan katılımı ile gerçekleşen ilk Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanarak halk tarafından seçilen ilk Cumhurbaşkanı olmanız tarafımızdan memnuniyetle karşılanmıştır” diyerek; “Türkiye halkının, şahsınızda, Türkiye’deki reform süreçlerine, siyasi ve ekonomik istikrar ile Türkiye’nin önemli bir güç olarak bölgesel sorunların çözümünde oynadığı olumlu role destek verdiğini” düşündüklerini ifade etti.

Reform ve çözüm beklentisi

Toros, Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı döneminde, “Türkiye’nin daha çağdaş, daha demokratik ve daha müreffeh bir ülke olması için çalışacağına” inandığını belirterek Kıbrıs sorununa çözüm bulunması için bugüne kadar verdiği desteğe de dikkat çekti.

KTTO Başkanı Toros, “Şahsınızın, Kıbrıs sorununa, adil, kalıcı, karşılıklı kabul edilebilir, iki halkın siyasi eşitliğine dayanan bir çözüm için verdiğiniz desteği ve bu konudaki kararlı tutumunuzu yakından takip ediyor ve destekliyoruz. Bu tutumunuzun bundan böyle de devam edeceğini ve bunun, Kıbrıs sorununa çözüm bulmak için çalışanlara güç vereceğini düşünüyoruz” dedi.

Toros, Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığının, Türkiye Cumhuriyeti, Kıbrıs Türk halkı ve bölge halkları için yararlı geçmesini temenni ederek, başarılar diledi.

 

ELEKTRİK SORUNU ÇÖZÜM BEKLİYOR

Kıbrıs Türk halkının başlıca sorunlarından birinin elektrik sorunu olduğu herkesin malumudur. Bu nedenle, bir yıl kadar önce kurulan bugünkü hükümetin programında da elektrik sorununa önemli bir yer ayrılmış ve Hükümet, kuruluşundan kısa bir süre sonra elektrik fiyatlarına zam yaparken elektrik alanında köklü reformlara giderek maliyetleri düşüreceğini ancak o günkü koşullarda fiyatlara zam yapılmaması halinde KKTC’nin elektriksiz kalacağını belirterek, hükümet programındaki vaatlerini tekrarlamıştır.Aradan bunca zaman geçmesine karşın, hükümetimiz, elektrik fiyatlarını düşürücü ve arz güvenliğini sağlayıcı uygulamalara yönelmemiştir. Büyük miktarda akıllı sayaç alınması için ortaya konan çabalar, elektrik arzını güvenceye kavuşturup ucuzlatmaya yetmeyecektir. Tahsilat ve kadro verimliliğini olumlu etkileyeceği düşünülen bu önlem, tek başına yetersiz bir önlemdir. Elektrik üretimi ve dağıtımı sistemini reforma tabi tutmadan ortaya konan bu çabanın arzulanan sonucu vermeyeceği ve sadece zaman kaybına neden olacağı ise son zamanlarda yaşananlarla birlikte yeterince açıklık kazanmıştır.

Kıb-Tek’in esas sorunlarının kötü yönetim ve finansal darboğaz olduğu daha önce KTTO tarafından yapılan çalışmalarla da ortaya konulmuştu. Kıb-Tek’in finansal yapısı, elektrik maliyetlerine ve arz güvenliğine olan etkisi nedeniyle hepimizi yakından ilgilendirmektedir. Borç Yönetim Komitesi’nin Kıb-Tek’in borçlanmalarına ve ihalelerine sınırlamalar getirmesi finansal yapının düzeltilemediğinin kanıtı olarak görülmektedir. Bu gelişmeler, elektrik alanında kalıcı etkileri olacak reformlara yönelmenin kaçınılmazlığını yeniden hatırlamamıza neden olmaktadır.

Elektrik sorunu ile ilgili çözüm bekleyen ciddi sorunlar varken, hükümetin Kıb-Tek’e yeni istihdamlar yapmaya hazırlandığına ilişkin haberler alınmaktadır. Bu haberler, siyasi kadroların Kıbrıs Türk halkının yaşadığı sorunlardan gerekli dersleri almadıklarını düşünmemize ve geleceğe dair umutlarımızı yitirmemize neden olmaktadır.

Hükümet, elektrik sorununu çözmek için gerekli kararları alıp uygulamakta çok yavaş hareket etmekte ve ortaya koyduğu çabalar yetersiz kalmaktadır.

KKTC Hükümeti’ni elektrik sorununu vakit geçirmeden çözmek için çözüme yardımcı olacak bütün unsurlarla işbirliği içinde çalışmaya çağırırken; çözümün, maliyetlerin ve buna bağlı olarak elektrik fiyatlarının düşürülmesi ve arz güvenliğinin sağlanması demek olduğuna dikkat çekmek isteriz.

KTTO’nun İş Araçlarının Günün Belirli Saatlerinde Trafiğe Çıkışlarının Yasaklanması Hakkındaki Bildirisi

Karayolları Dairesi tarafından yayınlanan bir emirname ile 5 tondan fazla yük taşıyan kamyonların belirli saatlerde anayollarını kullanmasının engellenmek istenmesi, KKTC hükümeti ve bürokrasisinin Kıbrıs Türk halkının ve iş dünyasının sorunlarına ne denli yabancılaştığının örneğini oluşturmaktadır.

Kamyonların, memurların işe gidiş-gelişini kolaylaştırmak amacıyla trafiğe çıkışlarına sınırlama konulması, KKTC devletinin aslında iş hayatını dikkate almadığını, ülkede yaratılan sınırlı katma değeri büyütmek için gereken önlemleri almak yerine iş dünyasının ticari faaliyetlerini çalışma saatleri nedeniyle zaten ayrıcalıklı durumda olan kesim lehine sınırlayacak şekilde kararlar aldığını göstermektedir.

Herkes biliyor ki, bu uygulama, ülkemizde katma değer yaratan başlıca sektörler için olumsuzluk yaratacaktır. Belirlenen saatlerde anayolları kullanamayacak olan kamyonların gün içinde seyrüseferleri engellenirken, bunun inşaat, turizm, ticaret ve sanayi gibi sektörlere ne gibi olumsuz etkileri olacağının hiç dikkate alınmadığı açıktır.

Hükümetin kamuda çalışma saatlerini yeniden düzenleyerek, gereksiz bürokratik işlemleri kaldırarak ve kamudaki iş akışını hızlandırarak özel sektörün iş yapabilirliğine katkıda bulunması beklenirken kamu görevlilerinin işe gidiş-gelişlerini kolaylaştırmak için alınan bu karar, ülkemizdeki iş ve yatırım ortamının az da olsa iyileştirilebileceğine dair umutlarımızı zayıflatmaktadır .

Ülkemizin karayolu altyapısı seyrüseferde olan araçların bir noktada bekleme ve alternatif yol kullanma olanağı tanımamaktadır. Sekiz saatlik çalışma süresi içerisinde ise sabah ve öğleden sonra en az iki saat kayba yola açacak sefer kaybı, ticari faaliyetlerin etkinliğine olumsuz etki yapacaktır.

Hükümetin ve yetkili makamların, mevcut kararı yeniden gözden geçirmelerini ve yapacakları düzenlemeleri iş dünyasının ihtiyaçlarını ve ülkemizdeki ticari hayatın verimliliğini dikkate alacak şekilde yapmasını talep ederiz.

 

KTTO ve TOBB heyetleri Ankara’da iftarda buluştu

ÇÖZÜM VE EKONOMİK BÜYÜME İÇİN İŞBİRLİĞİ

Fikri Toros başkanlığındaki Kıbrıs Türk Ticaret Odası heyeti ile Rifat Hisarcıklıoğlu başkanlığındaki Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği yöneticileri, Ankara’da TOBB merkezinde düzenlenen iftarda bir araya geldi. İftar yemeğinden, iki önemli örgütün Kıbrıs sorununa çözüm bulunması ve Kıbrıs Türk ekonomisinin büyütülmesi için işbirliğini ilerletme kararı çıktı.

KTTO heyeti, Ankara’daki temaslarını, 1 Temmuz Salı gecesi TOBB yöneticileri ile birlikte olduğu iftar ile sürdürdü.tobbktto2s Fikri Toros başkanlığındaki KTTO heyeti, TOBB merkezindeki yemekte, TOBB yöneticilerini Kuzey Kıbrıs’taki siyasi gelişmeler, Kıbrıs sorununa çözüm bulma müzakerelerindeki son durum ve KKTC ekonomisinin durumu hakkında bilgi verdi.

KTTO Başkanı Fikri Toros, iftarda yaptığı konuşmada, KTTO’nun uluslararası ilişkileri ve çalışmaları hakkında bilgi vererek, Kıbrıs’taki çözümsüzlük durumunun bölgedeki bütün ülkelere zarar verdiğini, Türkiye ile Kıbrıslı Türklerin buna karşılık çözüm arayışında olduklarını belirtti. Toros, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin uluslararası alanda sürdürülen lobi faaliyetlerine sürekli olarak destek verdiğini belirtti ve “TOBB ile ilişkilerimiz giderek artırılacaktır” dedi.

Kıbrıs Türk ekonomisinin içinde bulunduğu durumu da özetleyen Toros, “Çevre ekonomileri ve bu arada Kıbrıslı Rumlar ile işbirliği yapabilmek için rekabet edebilirliğimizi artırmalıyız. Rekabet edebilirliğimizi artırmak başlıca sorunumuz ve hedefimizdir” dedi. Toros, işbirliğinin barış getireceğinin de altını çizdi.

KTTO heyetinde bulunan başkan vekilleri Vargın Varer ve Reha Arar ile yönetim kurulu üyeleri Salih Çeliker ve Mustafa Genç de, yaptıkları konuşmalarda Kuzey Kıbrıs’taki siyasi ve ekonomik gelişmeler hakkında bilgi vererek KTTO ile TOBB’un işbirliği yaptığı ve yapabileceği alanlardaki önerilerini açıkladılar.

TOBB Birliği Başkanı Rifat Hısarcıklıoğlu da, KTTO’nun gerek Kıbrıs sorununun çözümü, gerekse Kıbrıs Türk ekonomisinin büyütülmesi için yaptığı çalışmaları ve izlediği yolu tam anlamı ile desteklediklerini belirtti ve bu alanlardaki işbirliğinin önümüzdeki dönemde artırılarak sürdürüleceğini vurguladı.

KTTO ve TOBB heyetleri, toplantı sırasında çözüm ve ekonomik işbirliği konusunda yapacakları teknik işbirliklerini de ele aldılar. KTTO ile TOBB, 2 Haziran’da Lefkoşa’da ara bölgede Kıbrıslı Rum ve Yunanistan iş örgütleri ile bir araya gelerek Lefkoşa Ekonomik Forumu’nu oluşturmuşlardı.

Özersay, KTTO’yu Bilgilendirdi

Müzakereci Kudret Özersay, Kıbrıs Türk Ticaret Odası Meclisi’ne görüşmelerde gelinen aşamaya ilişkin bir bilgilendirme sunumu yaptı. Sunum öncesinde Oda Başkanı Fikri Toros da kısa bir değerlendirmede bulundu.

FİKRİ TOROS

Müzakereci Kudret Özersay’ın toplumun farklı kesimleriyle diyalog içinde görevini sürdürdüğünü vurgulayan KTTO Başkanı Fikri Toros, Kıbrıs sorunu görüşmelerinde bu diyaloğu çok önemli gördüklerini söyledi. Kıbrıs sorununun kendi iç dinamiklerinin dışında ayrıca bölgesel etkilerinin son dönemlerde daha fazla öne çıktığını hatırlatan Toros, hidrokarbon yataklarının çözüm için bir istikrar olabileceğini ama bu fırsatın iyi değerlendirilmemesi durumunda yeni çatışmaların ve istikrarsızlığın kaynağı da olabileceğini söyledi.

Kıbrıs Türk Ticaret Odası olarak tüm tarafların kazançlı çıkacağı federal bir çözümün, ve çözümle birlikte sürdürülebilir ekonomik bir yapı kurulmasının takipçisi olduklarının altını çizen Toros, yoğun programına karşın bu diyaloğun gerçekleşmesine imkan sağlayan Kudret Özersay ve ekibine teşekkürlerini sundu.

ÖZERSAY
Kendisini davet ettikleri için KTTO’ya teşekkürlerini sunan Kudret Özersay, içinde bulunduğun dönemde en büyük tehlikenin görüşmelerin kendisinin bir sürerduruma dönüşme potansiyeli olduğunu söyledi. Özersay, kendilerinin hedefinin sadece müzakerelerde momentum yakalamak değil, çözüme ulaşmak olduğunu anlatan Özersay, yıllardır devam eden müzakerelerin çözüm odaklı olabilmesi için Kıbrıs Türkünün de yapabilecekleri olduğu düşüncesini paylaştı. Sivil toplumu bu sürece dahil etmenin bunun yollarından biri olduğunu söyleyen Özersay, başta KTTO olmak üzere çeşitli toplum kesimleriyle bu diyaloğu verimli kılmak için çaba sarfettiklerini vurguladı.

“Ortak bir toplumsal vizyonla aktör olmalıyız”

Sürecin arzu edilen noktada olmadığının doğru olduğunu anlatan Özersay, temel sorunun üzerinde uzlaşıya varılan birçok konunun Rum tarafınca yeniden tartışmaya açılması olduğunu anlattı. Bunun hem süreyi uzattığını hem de anlaşılan konular üzerindeki iç dengeleri bozduğunu söyleyen Özersay, her seferinde yeniden baştan başlamanın çözüm çabalarına zarar verdiğini ifade etti.

Kıbrıs’taki sürecin sadece yerel olarak okunmaması gerektiğini, bölgesel ve küresel değişimleri iyi okumak gerektiğini söyleyen Özersay, konulara sadece yerel bakmanın yanlış analizler yapmak anlamına geleceğini anlattı. Karamsarlığa kapılma veya birilerinin gelip de birşeyler yapmasını beklemek gibi bir lüksümüz olmadığı vurgusunu yapan Özersay, dışa dönük ortak bir toplumsal vizyonla, Kıbrıslı Türklerin bir aktör olarak süreçte aktif olmasının öneminin altını çizdi. Sunum, soru-cevap bölümüyle devam etti.